#
Datum: 22.12.07 02:22
Kategorie: Söyleşi

Gülfırat: Alevilik’in geleceğe hitapeden yönünü yaşatmalıyız

Bugün de bu inanca gönül verelenlerin görevi, Alevilik’in ileriye bakan, geleceğe hitapeden yönünü yaşatmaktır. Böylece onu, özünü koruyarak gelecek kuşaklara teslim etmektir.

 

Avusturya ABF, 6. Gemel Kurulu’na hazırlanırken, bu dönemde federasyonun İnanç Kurumu Başkanlığını yürüten dede Mahmut Gülfırat’la, Canlar bülteni için yapılan söyleşiyi sunuzoruz.

Alevilik, geçmişten bugüne nasıl geldi sizce?

Mahmut Gülfırat: Tüm yasaklara rağmen çok özgürlüklü ve inançlı örgütlenmiş, kendi yasalarımızı kurmuş, uygulamışız. Büyüğe küçüğe saygı, hoşgörü göstermiş; ikrara, pire, mürşide, musahibe, kirveye inanmış, bağlanmışız. ‘Komşu hakka Tanrı hakkıdır’ demişiz. Kadıların kapısına gitmemişiz. (Ki eskiden, bir Kızılbaş dedesi bulup sakalını kesip eğlenirlerdi. Bu koşullara rağmen, çocuklara dedenin, mushibin, kirvenin ve büyüğe saygının gereği anlatılırdı.)

Şimdi, Avrupa’nın sayesinde, bizi yakanlara başkaldırdık. Alevilik, günümüze kadar hangi coğrafyalarda, hangi uygarlıklar arasında yaşanmışsa oralardan sürekli beslenmiştir. Dolayısıyla Alevi önderleri bugüne yol alıp gelirken yeni yeni görüşler de edinmiş, benimsemişlerdir. Alevilik bu yüzden ve bu özelliğiyle, özü bozulmadan sürekli gelişen, yenilenen ilerici bir dünya görüşü, bir inanç sistemi olmuştur. Öyleyse bugün de bu inanca gönül verelenlerin görevi, Alevilik’in ileriye bakan, geleceğe hitapeden yönünü yaşatmaktır. Böylece onu, özünü koruyarak gelecek kuşaklara teslim etmektir.

Alevilik, yeni kuşaklara yeterince aktarılabiliryor mu?

Mahmut Gülfırat: Şimdi, yıllardan beridir Viyana’da ve diğer eyaletlerde Alevi dernekleri, bu derneklerin lokalleri, salonları var ve buralarda çok sayıda etkinlikler yapılıyor. Ama öte yandan, derneklerin kuruluşundan beri bu derneklerin üyesi olan insanların çoğunluğunun, 18-20 yaş arasındaki çocukları, anne ve babalarının kurdukları, yaşatmaya çalıştıkları derneklere uğramıyor, adresini bile bilmeyenler var. Bu çok ama çok önemli bir sorun.

Çünkü bu şu demektir: Bizim kuşağımız, Alevilik’in özünü koruyarak gelecek kuşaklara teslim etmede başarısızdır. Alevilik’i yenileme, ilerletme ve geleceğin dünya görüşü, inancı yapmanın bir yolunu bulmuş değiliz.

‘Şimdi bu Aleviler de nereden çıktı?’, ‘onlara hak falan yok’ diyen bir zihniyet, Avrupa’nın göbeğinde altı yaşındaki kızının başını örtüp, oğlunun kafasına takke takarak camilerde eğitiyor. Peki ya bizim çocuklarımız ne yapıyor, nerelerdeler? Böyle ağır, hayati bir sorun varken, derneklerde süren kavgalar, mücadele edilen konular üzücüdür. Bu kısır kavgalar, dernekleri kuruldukları günden bugüne sürekli bölüp parçalamaya, gruplaşmalara mahkum etmiştir. Viyana Alevi Kültür Birliği üyesi olarak, son delege seçimi toplantısında tanık olduklarım beni çok üzdü.

Alevi derneklerinin bugünki olanaklarıyla, Alevilerin kendilerini bugünün dünyasına tanıtması, anlatması ne kadar mümkün?

Mahmut Gülfırat: Alevilik’in mazisi temiz. Hiç kimseyi inancı farklı diye katletmemiş, dininden uzaklaştırmaya çalışmamış, incitmemiş, sevgiye ve dostluğa inanmış. Fakat biz derneklerimizin bugünki halleriyle, kendimizi bugünün dünyasına nasıl tanıtabileceğiz, nasıl anlatabileceğiz? İnanın, bunları yazdıkça üzülüyor, kahroluyorum. Artık, ikinci sınıf sayılmaktan, horlanmaktan kurtulmalıyız. Bunun için de birbirimize saygılı, güçlü bir örgütlenmeye gitmek zorundayız. Derneklerimizin bugünkü hali, anlayışı, çalışma tarzıyla olmaz bu. Özgürlükten, haktan, hukuktan, eşitlikten, hoşgörüden yana olan Alevi, bunu kendi yol evladına, kendi canlarına yapmazsa olur mu? Hepinize, gerçekten daha başarılı bir yaşam ve gelecek diliyorum.

(Kaynak: Canlar Bülteni, Aralık 2007)



DUYURULAR

LİNKLER