#
Datum: 23.09.08 04:37
Kategorie: Söyleşi

CHP, Alevileri arka bahçesi olarak görüyor

Bu haftaki röportajımızı, Avusturya’daki Alevi derneklerini bir çatı altında toplayan AABF’nin Başkanı Mehmet Ali Çankaya ile yaptık. Aleviliği, Avusturya’daki Alevilerin başkanından dinleyelim istedik. Çankaya, Aleviler ve Alevilik ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Bu haftaki röportajımızı, Avusturya’daki Alevi derneklerini bir çatı altında toplayan AABF’nin Başkanı Mehmet Ali Çankaya ile yaptık. Aleviliği, Avusturya’daki Alevilerin başkanından dinleyelim istedik. Çankaya, Aleviler ve Alevilik ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Başarılı bir iş hayatınız var. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nu (AABF) konuşmaya başlamadan önce, iş hayatınızdan kısaca bahsedebilir misiniz?
Avusturya’ya geldiğimde öğrenci olduğum için mesleğim yoktu ve kendime uygun bir iş de bulamadığımdan dolayı bir fırında şoför olarak işe başladım. İlk aşamada başarılı olamadım ama bu konuda inatçı olduğumdan dolayı, ‘bir gün başaracağım’ dedim ve tekrar bir dönüş yaparak, beş sene şoförlük yaptıktan sonra bu iş yerinde yönetici oldum. 1994 yılında da patronla ilişkilerim iyi gittiğinden dolayı patronum iş yerini bana devretti. Dolayısıyla 1983 yılından beri fırıncılık sektöründe çalışıyorum. Fırını üç ortak birlikte aldık. 17 yıldır ortaklarımla birlikte devam ediyoruz. Biliyorsunuz, ortaklık çok zordur. Kardeşler bile zor anlaşabiliyor. Dolayısıyla, bu büyük başarıdır bizim için. Şuan şubelerimizdeki çalışanlarımız ve şoförlerimizle birlikte 55’e yakın personelimiz bulunuyor. Bin metrekarelik bir çalışma alanımız var. Ürünlerimizi Merkür, Spar ve Do&Co gibi büyük firmalara veriyoruz.

AABF’nin tarihçesi nedir?

Avusturya’da ilk Alevi derneği 1989’da St. Pölten’de, ikincisi ise Viyana’da kurudu. Derken diğer şehir ve eyaletlerde de dernekler kuruldu. O dönemdeki yönetici arkadaşlar Alevilerin bir çatı altında toplanmalarını uygun gördükleri için, 2001 yılında AABF kuruldu. Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu bütün ülkelere hitap ettiği için, zamanla hizmetlerde eksiklikler görüldü ve 2000 yılında her ülkenin kendi federasyonunu kurması kararlaştırıldı. Ben, AABF’nin genel sekreteriydim. Yaklaşık dört dönemdir de başkanlığını yürütüyorum.

AABF’nin amacı ve aktiviteleri nelerdir?
AABF olarak Avusturya’da faaliyet gösteren Alevi derneklerini bir çatı altında toplamak ve Türkiye’den gelen Alevilerin, burada Alevi inancıyla yaşamalarını sağlamak ilk hedefimizdir. İkinci hedefimiz ise gelecekteki Alevi kimliğiyle birlikte yaşama şartlarının nasıl olacağını ve o ülkedeki entegrasyon konusunda neler yapılabileceğini araştırmaktır. Ayrıca, Avusturya’daki çocuklarımızın okullarında Alevilik derslerini almaları için çalışmalar yapıyoruz.

Aleviliğin okullarda ders olarak okutulmasıyla ilgili yol alabildiniz mi?

Eğer bu hükümet yıkılmasaydı, herhalde bir sene içinde sonuçlanacaktı. Şimdi yeni hükümetin kurulmasını bekleyeceğiz. Dilekçe verme ve lobi çalışmalarını bitirdik. Almanya, Hollanda ve Danimarka’da Alevilik okullarda ders olarak okutuluyor. Yakında Fransa’da da okutulmaya başlanacak. Biz de beş altı senedir uğraşıyoruz. Bu noktada Avusturya Devleti’nin olumlu bir yaklaşımı var.

AABF’nin çatısı altında kaç tane Alevi derneği bulunuyor? Federasyonunuzun toplamda kaç üyesi var?
Sekiz tane derneğimiz var. 5 bine yakın aktif üyemiz var. Fakat, yaptığımız etkinliklere bazen 10 bin kişi katılıyor.

Avusturya’daki Alevilerin sayısını biliyor musunuz?

Türkiye’nin üçte birinin Alevi olduğu düşünülüyor. Avusturya’daki Türklerin de üçte birine yakını Alevidir. Avusturya’da 210 bin civarında Türk yaşadığını düşünürsek, Alevilerin sayısının da 50 - 60 bin civarında olduğu ortaya çıkar.

Aleviliği sizden dinleyebilir miyiz? Alevilik nedir, ne değildir?

Bizim inancımızla ilgili sorulara Dedeler Kurulu’muz daha iyi cevap verir. Biz örgütsel anlamda federasyonun genel başkanıyız. Ancak Hünkarımızın sözlerinden bahsedelim isterseniz. ‘Alevilik, belimden düşen değil, yolu sürendir’ der Hünkar. Bu çok anlamlı bir cümledir. Hünkar ayrıcı, ‘benim Kabe’m insandır; en kutsal kitap insandır’ der. Bunları Anadolu Aleviliğinin başlangıcında reformu yapan Hünkar Hacıbektaşi söylemiş. Dolayısıyla, insanı merkeze koyan, dünyadaki gelişmelere göre yaşayan ve inancı bile kendisine sürekli değişim aracı kılan bir felsefenin, bir inancın devamını isteyen insanlarız biz. Bunun yanında tabii ki, “Allah, Muhammed, Ya Ali” üçlemesi Aleviliğin olmazsa olmazlarındandır. Ayrıca, Yedi Ulular’ımız vardır. Yedi Ulular’ın olmadığı yerde Alevilik olmaz.

Aleviler arasında bir bütünlük var mı? Kaç çeşit Alevi var? Bunlar arasındaki farklılıklar nelerdir?

Aleviler arasında farklılık yok. Aleviler arasında çizgi, anlayış, ülke, coğrafya farklılıkları ile kişinin içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanan farklılıklar vardır ama inanç olarak hiçbir farklılık yok. Tunceli’den, Bingöl’den çıkan bir Alevi eğer Aydın’a yerleşmişse, Aleviliği Tunceli’deki gibi düşünmüyor. Aleviler, inançlarını Anadolu’da özgürce yaşayamamışlardır. Aleviler inançlarını gizlilik içinde yaşamışlardır. Dolayısıyla, Aydın’dakinin inancını nasıl yaşadığını Doğu’daki bilmez; Doğu’dakinin nasıl yaşadığını da Batı’daki veya Kuzey’deki bilmez. Farklılıklar da bunlardan kaynaklanıyor.

Türkiye’deki Aleviler ile Avrupa’da yerleşik Türk Aleviler arasında fikir ayrılıkları bulunduğu medyada çok sık yer alıyor. Türkiye’deki Aleviler ile Avrupadaki Aleviler arasındaki farklılıklar nelerdir?

Türkiye’deki Alevi hareketleriyle Avrupa’daki Alevi hareketleri arasında fark yok. Bir tek Cem Vakfı’yla aramızda fark var. Cem Vakfı, Türkiye’de hangi düzen varsa ona uygun davranan, Aleviliği de ona göre uyarlayan bir anlayışa sahip. Biz Türkiye Alevi Federasyonu olarak adlandırılıyoruz. Bunun içinde Pir Sultan Abdal, Hacıbektaşi Dernekleri vardır. Bir tek Cem Vakfı yoktur. Türkiye’deki Aleviler biraz daha çekingen, Türkiye’deki siyaseti ön planda tutarak, Türkiye’deki devlet baskısını dikkate alarak hareketlerini genişletemediler. Avrupa’da ise artık Alevilik bir inanç olarak kabul gördüğünden dolayı, Aleviler Avrupa’da rahat hareket ediyor.

Olaya bir de tersinden bakalım. Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse eğer, her Müslüman aynı zamanda bir Alevidir diye bilir miyiz?

İkrarı olmuyorsa, yalnız Hz. Ali’yi sevmek yetmiyor. Hz. Ali’yi sevenin ikrarını da bilmesi lazım, Ceme de girmesi lazım. Yani Aleviliğin ritüellerini bilmesi lazım. Hz. Ali’yi sevmekle iş bitmiyor.

Aleviliğin ibadetleri nelerdir? Mesela Cem ne zaman yapılır?

Cemler geleneksel olarak perşembe günleri yapılır. Bu ibadetin özü şudur: İnsanlar mahsulünü, ekinini toplamış, hayvanını içeri koymuş, kışlık mahsulünü bulmuş, bütün her şeyini hazırlamıştır ve dolayısıyla şükür Cemi yaparlar. Köylerde böyle yapılırmış. Şuan metropol şehirlerdeyiz. Böyle bir şansımız yok. Yedi Uluların deyişleriyle, dargınlıkların giderilmesiyle, hak yiyenlerin özür dilemesiyle o Cem’e girilir. Cemler Türkçe yapılır. Her hafta yapılma şartı yoktur. Bunun dışında 12 günlük Muharrem Orucu’muz vardır. Hızır Orucu tutarız. Bunlar başlıca ibadetlerimizdir.

İnternet sitelerinde Avrupa’da 50 bin Alevi’nin Yehova Şahitliği’ne geçtiği haberi üzerine, bunu ekonomik koşullara bağlayarak normal karşıladığınız haberleri yer alıyor. Avrupa’daki Alevilerin ekonomik durumu bu kadar kötü mü? Alevilik bu kadar rahat bırakılabiliyor mu?

Ben böyle bir mesaj vermedim. 50 bin tane Alevi’nin Yehova Şahitliği’ne geçtiğini Linz’de bir Papaz iddia etti. Bunun üzerine benim görüşlerime başvuruldu ve ben şunu söyledim: Müslüman toplumu buraya geldiğinde, inancını falan hepsini ikinci plana koymuştur, Hıristiyanlığa bile geçerek Avusturya kimliğini almıştır, Almanya kimliğini almıştır vs. Bunu iş almak için yapmıştır. Kiliselerde yatan bir sürü Müslüman var dedik. Ekonomik şartlar insanı bu duruma getirebilir. Aynı şekilde, Müslüman deyip, Milliyetçiyim deyip Türkiye’de ben asla ve asla başka bir bayrağın altında yemin ederek, başka bir ulusa geçmem diyenler, bugün Avusturya ekonomisinden yararlanmak için Rathaus’a gidip bayrağın altında yemin edip Avusturyalı olmuştur. Yani, ekonomik krizin insana yaptırmayacağı bir şey yoktur. Ben bunu böyle dile getirdim ancak, olay farklı şekilde yansıdı medyaya.

Alevilerin Ramazan Ayı’na bakış açısı nedir?

Ramazan Ayı İslam aleminin olmazsa olmazlarından bir tanesidir. Bu inanca sonuna kadar saygımız var. İftarlara da gideriz, Alevi toplumu olarak iftara davet de ederiz. Alevi toplumu Ramazan orucunu tutmaz. Bunu net olarak ifade etmekte fayda var. Şirin gözükmek için ‘biz de tutarız’ diyen insanlar vardır ancak, Alevilikte Ramazan orucu yoktur. Ramazan Ayı’nda Sünni arkadaşlara karşı dikkatli davranırız. Benim ortaklarım Sünni’dir mesela ve biri oruç tutar biri tutmaz. Hepsine saygımız var.

Dedelik makamını biraz açar mısınız? Nasıl Dede olunur? Siz aynı zamanda bir Dede misiniz?

Ben Dede değilim. Bir soydan gelen Dedelik vardır, bir de bu yolu inancıyla, ikrarıyla en iyi şekilde götürenlerden oluşan bir Dedelik vardır. Dedeler ya babasından, ya da Hacıbektaş Dergahı’ndan el alır. Dedelerin Cem yapmak, Alevilerin evlerine giderek onların durumlarını sormak, barışı sağlamak, küskünleri barıştırmak, nikah kıymak, ölüm ve doğumdaki dinsel görevleri yerine getirmek gibi çeşitli görevleri vardır.

Aleviliğin temel okuma kitapları nelerdir? Ya da var mı bu tür kitapları? Aleviler hangi kaynaklardan besleniyor?

Alevilik sözlü gelenekten gelir. Aleviliği kitapların içine koyduğunuz zaman marjinalleştirirsiniz. Alevilik dünya konjonktörü içinde gelişir ve değişir. Alevilik inancı gelişkendir. Devamlı aynı yerde kalmaz. Merkezinde insan vardır. İnsan geliştikçe o da gelişir. Yedi Ululardan aldığı felsefeden beslenir.

Aleviliğin siyasete çok fazla karıştırıldığını düşünüyor musunuz?


Düşünmüyorum, çünkü Alevilik siyaset yapmayacaktır. Aleviliği hiçbir zaman siyasete bulaştırmıyoruz. Fakat, Aleviler siyaset yapmalıdır. Aleviliği siyasete bulaştırmak isteyen insanlar da var. Yok değil. Aleviliği basamak olarak kullanmak isteyenler var. Aleviler siyaset yapmalıdır ancak, Alevilik asla ve asla siyasete bulaştırılmamalıdır.

Alevilerin oyunu her seçimde cepte bilen CHP’nin, bugüne kadar Alevilerin sorunlarıyla ilgili adım atmaması Alevileri rahatsız ediyor mu?

Aleviler olarak en çok konuştuğumuz olaylardan bir tanesi de CHP. CHP hep Alevileri arka bahçesi olarak görüyor. Fakat özellikle son zamanlarda kurumlarımız CHP’den olabildiğince uzaklaşmış durumda. Buna biz de dahiliz. CHP’nin artık Alevilere bir şey vermediğini, Alevileri oy potansiyeli olarak gördüğünü ancak, Alevilerin istemlerine kulak vermediğini, parti tüzüğünde Aleviliğe yer vermediğini görüyoruz. Diğer partilerde de durum aynı olduğuna göre, ‘CHP’nin özelliği nedir ki oyumuzu ona veriyoruz?’ tartışmasının içerisindeyiz. CHP’nin yanlış bir politika izlediğini biliyoruz. CHP Alevi toplumunun gözünden de düşmüştür ama buna rağmen bizim büyüklerimiz, ‘CHP eski bir partidir, yine CHP bizi düşünür, CHP Alevilere destek olur, oyunuzu CHP’ye verin’ diyor. Burada hala o yerleşmiş mantığın devamını görüyoruz. Böyle de bir durum var. Bu, bizi üzüyor. CHP’nin merkez yönetimi hiçbir zaman Alevilerin yaralarını sarmış değildir. Fakat CHP’nin tabanıyla ortak yönlerimiz var. Bunu da açıkça belirtmek gerekir.

Bir Cemevi projeniz vardı. Onunla ilgili son gelişmeler nelerdir?

Avusturya’daki ilk Cemevimiz St. Pölten’dekidir. Avrupa’nın da en büyük Cemevlerinden biridir. İkincisini de Viyana Kültür Derneği’miz başlattı. Şuan temeli bitmiş durumda. İnşaata bu dönemde hız verilirse, kısa zamanda biter diye düşünüyorum.

(Kaynak: Zaman Avusturza, Osman Timurtaş, 23.9.2008)



DUYURULAR

LİNKLER