#
YAZARLAR
AYDIN ŞAFAK |
|
| Gençlerin Türküsüyle ... | |
GÜLBEY KÖSEOĞLU |
|
| Ah Şu Çocuklar! | |
TURAN ESER |
|
| Steiger Awards’a Açık ... | |
Koca bir yılı, yani 365 günü daha geride bıraktık. Son günlerini yaşadığımız 2011 yılı; Türkiye ölçeğinde, özelde biz Aleviler üzerindeki baskılar, yok sayma asimile etme, yıldırma, susturma ve kendi içimizden Alevilere, Aleviliğe karşı kullanmak üzere ihanetçiler üretme politikaları devam etmekte ve daha da sistematik bir şekilde yürütülmektedir. Genelde ise tüm hakları gasp edilen topluluklar için iyileştirme yönünde bir değişimden bahsetmek mümkün görülmemektedir. İşçi ve emekçilerin iş güvencesi, ücret, sağlık ve güvenlikleri açısından da bir iyileşmeden bahsetmek zor olsa gerek.
AKP korku imparatorluğuna yandaş tarikatlar, cemaatler hükümetçe sınırsız imtiyazlar tanınarak, maddi ve manevi olarak alabildiğine geliştirilip güçlendirildiler. Bu durum hiç değişmedi ve devam etmektedir. Her alanda ihaleler yandaş iş adamlarına verilerek yeşil sermayeciler beslenmekte, Diyanet kurumu bütçesi artırılarak imam, müftü sayısı daha da çoğaltılmakta ve haksız kazanç sağlanmaktadır. AKP hükümetinin haksız ve yanlı tutumu karşısında olan; gerçek anlamda eşit yurttaşlık ve eşit koşullarda yaşam hakkını savunan, inançsal, etnik, sosyal ve kültürel konumlarından dolayı hiç kimsenin ayrımcılığa tabi tutulamayacağını dile getiren kesimler ise sürekli baskı altında, korku ve tehditle yaşamak zorunda bırakılmışlardır. Bir gün bile olsun insan kaybı olmasın, çatışmasız, kavgasız, yasaksız bir gün!
Hal böyleyken 2011 yılının iyi bir yıl olduğunu, en azından barış ve kardeşlik duygularının yeşereceği umuduna kapılacak bir işaret olduğunu söylemek mümkün değil. Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri yani AKP ve Büyük Millet Meclisinden bundan daha iyisini beklemekte akıllıca bir tavır olmasa gerek. Avrupa’da ırkçılığın artığı ve genel anlamda siyasi arenada işsizlikten tutun da hayatın tüm alanlarındaki olumsuzluklar ve ekonomik krizin faturası yabancılara kesilmek istenmektedir. Yabancılar üzerinden politika yapılarak ırkçı eylemlerin artmasına pirim verilmekte ve asıl sebepler kamufle edilmektedir. Olumsuzlukları çoğaltabiliriz, ancak bir fayda sağlamayacaktır.
Bu anlamda, Aleviler ve demokratik, laik, katılımcı, paylaşımcı, eşit koşullarda yaşama özlemi içerisinde olan tüm kesimler açısından baktığımızda; gelecekten endişelenerek, korku içerisinde yaşamayı, suskun toplum olmayı seçmek yerine, bu kötü gidişata karşı direnmek, aydınlık ve insana yakışır bir gelecek için sorumluluk bilinciyle birlikte hareket etmek tercih edilmelidir.
Bu duygularla 2012 yılının tüm insanlara, insanca yaşanılası bir dünya yaratılması için bir başlangıç yılı olmasını diliyoruz.
Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu
Genel Sekreteri Gülbeyi Köseoğlu