#
Datum: 13.11.11 21:45
Kategorie: Basından

Almanya’da göçmenlere karşı NAZİ VAHŞETİ “Bu terör hepimize yöneliktir”

Aşırı sağcıların ve ırkçıların yaptığı bu cinayetleri, terörü lanetle kınıyor ve bu cinayetlerde yaşamını yitiren insanların ailelerinin ve yakınlarının acılarını paylaşıyor ve kendilerine başsağlığı diliyoruz.

1990 lı yıllarda Solingen Mölln, Hoyerwerda ve Rostock’ta meydana gelen katliamlardan sonra, göçmenlere yönelik saldırıların cinayetlerle devam etmiş olması ve bu cinayetlerin gerçek suçlularının 2011 sonbaharında ortaya çıkması dehşet ve utanç vericidir. Bu cinayetler sonucu 10 insan can vermiş; suçlular olarak aşırı sağcılar ve faşistler mercek altına alınmazken çoğu zaman bu cinayetlerin sorumluları olarak yine başka göçmenler suçlanmıştır.
Özgürlükçü demokratik rejimi korumakla sorumlu olan devlet görevlilerinin, tüm bu olaylara rağmen, sağ zihniyete karşı yeteri düzeyde önlemler almaması bir skandaldır.

Federal Hükümetten ve güvenlik kurumlarından talebemiz, bu sağcı terörist gruplarının eylemlerinin bir bütün olarak incelenmesi ve bu olayların tavizsiz bir şekilde ortaya çıkartılarak suçluların cezalandırılmasıdır.

Demokratik hukuk devletinin sarsılan bu güvenini yeniden sağlamak ve toplumun güven içerisinde yaşamasını sağlamak, devlet içerisinde faşistleri destekleyenlere fırsat verilmemesi ile mümkündür.

Sağcı, yasadışı bireysel eylemler, hücreler, yapılanmalar ve partiler ciddi anlamda gözetim altına alınmalıdır. Irkçı kışkırtmalara ve aşırı sağcı şiddete bu ülkede artık fırsat vermemeliyiz; zira onların uygulamış oldukları şiddet ve terör, bu ülkede barış içerisinde bir arada yaşamak isteyen hepimize yöneliktir.

Aşırı sağcılık ve ırkçılık artık sıradan bir olgu değil, halkın içerisine girmiş derin bir yapılanmadır. Türkiye`den göçün 50. yılının kutlandığı 2011 yılında, ırkçıların hala bu kadar rahat hareket etmeleri ve Almanya`da birçok küçük şehirde “kurtarılmış bölgeler” oluşturmuş olmaları Almanya demokrasisi adına utanç vericidir.

Aşırı sağcı ve ırkçı ayrımcılık, farklı etnik gruptan, inançtan, renkten, cinsiyetten, dünya görüşünden olan herkese yöneliktir. Bu ayrımcılık farklı alanlarda; kamu kurum ve kuruluşlarında, devlet dairelerinde, iş alanlarında, okullarda, trafikte, kamu araçlarında, sağlık dairelerinde, kahvelerde, lokantalarda ve medyada farklı şekillerde, farklı uygulamalarla meydana gelmektedir.Aşırı sağcıların bu cinayetleri, bazı medya kuruluşların “Dönercilere yönelik seri katliamlar” olarak vermesi, bu eylemlerin küçümsenmesi ve hafife alınması demektir. Bu hafife almayı emniyet güçleri de aksiyon adı olarak (“SoKo Bosporus”) seçerek desteklemiştir.

Günlük yaşam haline dönüşen, toplum içerisinde kök salan, çok geniş ve karmaşık bir arka planı olan bu aşırı sağcı ve ırkçı eylemleri, basın ve medya yeterince yayınlarında yer vermemekte ve bu olayları geçiştirmeye çalışmaktadırlar. Bu görevleri gönüllü olarak üstlenen bazı aktörler, bir anlık ilgi görmekte, ama daha sonra medya ve siyasi çevreler tarafından yalnız bırakılmaktadırlar.

Güvenlik güçlerine karşı kaybolan güven ve itimat, ancak bu cinayetleri ve cinayetlerde rol olan kişileri tam olarak ortaya çıkararak ve cezalandırarak yeniden kazanılabilir.

AABF, insan haklarından, özgürlükten ve demokrasiden yanadır. AABF, her türlü ayrımcılığı, ırkçılığı, aşırı sağcılığı, antisemitizmi, İslami ayrımcılığı, terör ve şiddeti reddeder.

AABF, hümanist ve evrensel değerleri, farklı inanç ve kültürlerin bir arada barış ve eşitlik içerisine yaşamasını savunur.
 

Kaynak:Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF)
Köln, 17.11.2011

 



DUYURULAR

LİNKLER