#
YAZARLAR
AYDIN ŞAFAK |
|
| Gençlerin Türküsüyle ... | |
GÜLBEY KÖSEOĞLU |
|
| Ah Şu Çocuklar! | |
TURAN ESER |
|
| Steiger Awards’a Açık ... | |
| Tarih: 14.09.11 | |
![]() |
Ya olduğun gibi görün,ya da göründüğün gibi ol |
BEKİR ÖZGÜR Yazının başlığı olan tümce; Hace Bektaş Veli ye atfedilir, bu atfetmenin doğru olup olmadığını bilemem ancak, bildiğim şu ki; içerdiği anlamın doğruluğu tartışılmaz, zira insana dair DÜRÜST-LÜĞÜN ifadesidir. M.S. 1100 lü yıllarda yaşamış Astronom, (uzay bilimcisi) Matematikçi ve Şair Ömer Hayyam bir rubaisinde, (dörtlüğünde) bir imam ile fahişe görünümlü bir kadını karşı karşıya konuşturur, imam kadına; Toplumsal yapımızda geçmişten günümüze hala etkin olan dinsel inanç ve çağımızın vebası milliyetçi fikirler, insanı doğasına ve doğallığına yabancılaştıran temel etken durumundalar. Toplumumuzun önemli bir kesimi Müslüman olduğunu her lahza beyanla, İslam dininin de dürüstlüğün kaynağı olduğunu iddia eder. Anacak bu tiplerin yaşamına baktığınızda, dürüstlükten başka her melaneti bulmak mümkündür. Bu bağlamda Alevi toplumunun önemli bir kesimi; Elhamdülillah Müslüman’ım” der fakat İslam’ın hiçbir hükmüne uymaz, gereğini yerine getirmez. Yeri ve kıvamına gelmiş soruyu sormanın zamanıdır; “Elhamdülillah Müslüman’ım” deyip gereğini yapmayan Aleviler, bu sözü ve duruşlarıyla DÜRÜST’ MÜ? Şeyhülislam Ebu-Suud efendinin; “Kızılbaş’ın katli vacip, malı namusu helaldir” fetvaları, Osmanlının kanlı kılıcı tarihin çöplüğüne atılmış ve kısmi özgürlüklerin yasal güvence altında olduğu günümüzde, başkalarını kandıramadığımız yalanımızla neden hala kendimizi aldatıyoruz? Bu durumun adı bence DÜRÜSTLÜK değildir, ama nedir bilmiyorum. Alevi öğretisi ve ahlakı, sevgi temeli üzerinde şekillenen barışçı, hakkına razı ama eşit, sorumluluk sınırları ile özgürlük sınırları belirgin bir sosyal kardeşlik yapılanmasını öngörmektedir. Bu öngörüyü tarihi boyunca ikrar cemi geleneği içinde yetiştirilen yeminli yurttaşlar eliyle, yani MUSAHİPLİK kurumuyla yaşama geçirmiştir. Musahipliğin özü, sözüne sadık DÜRÜST insan, dolaysıyla DÜRÜST toplum yaratmaktır. Devletin Alevi asimilasyonu politikası, doludizgin tüm hızıyla ve tüm devlet kurumları eliyle uygulandığı günümüz koşullarında, devletin bu asimilasyon planını bozmanın tek yolu; Alevilerin, DÜRÜSTÇE, ‘oldukları gibi görünmekten ve göründükleri gibi olmaktan’ geçmekte. Bu DÜRÜSTLÜĞÜN ilk adımı Müslüman değil, Alevi-Kızılbaş olduğumuzu haykırmak, ikinci adımı; İslami cenaze defin geleneğini terk edip Alevi nefesleriyle dolu ve donanımlı bir cenaze defin töresini yaşama geçirmek, üçüncü adımı da, cem evlerini Arap soylu Şii-İslam figürlerine ağıt yeri olmaktan çıkarıp ‘Alevi Kültür Evi’ işlevine kavuşturmaktır. Bunlar yapılmazsa; Osmanlının kılıçla yok edemediği Alevileri, Osmanlının doğrudan devamı olan Cumhuriyet, Aleviliği yok edecektir. Bu ortamda Alevi bireylerin sorumluluğu eşliğinde, en büyük görev ve vebal, Alevi Demokratik Örgüt yöneticilerinin omuzlarındadır. Alevi öğretisi, başka türlü olup başka türlü olmayı lanetler, düşkünlük sebebi sayar. Bekir Özgür 14.09.2011 | |