#
YAZARLAR
AYDIN ŞAFAK |
|
| Gençlerin Türküsüyle ... | |
GÜLBEY KÖSEOĞLU |
|
| Ah Şu Çocuklar! | |
TURAN ESER |
|
| Steiger Awards’a Açık ... | |
| Tarih: 01.03.11 | |
![]() |
TRT Genel Müdürlüğü’ne |
KAZIM AKBABA
Sayın Genel Müdür! Ramazan ayı boyunca her gün iftardan önce TRT'nin değişik kanallarında Ramazan Orucu’nun kutsallığı ve faydaları konusunda değişik insanlarla sohbetler yapıldı. Bu programları ilgi ile izledim. Gönül ister ki bu gibi programlar, belirli bir süre için değil de devamlı olsun. Öte yandan, bu programların sadece Sünnî inanca mensup kitleye yönelik olmasını üzüntüyle karşıladım. Siz de takdir edersiniz ki bir ülkede toplumsal barış ve huzurun devamı için farklı inançtaki insanların birbirlerinin inancı hakkında doğru bilgilerle aydınlatılması gerekir. Kulakdan dolma yalan yanlış ifadelerle tanınmalar, toplumsal huzuru ve barışı her zaman yaralar. Farklı inanca sahip insanların birbirleriyle kaynaşması, bir aile bağıyla kucaklaşması ancak ve ancak ülkenin devlet kuruluşu olan TRT’nin üstün sorumluluk hizmetiyle, Sünnîlik’le ilgili programlar yayınlaması yanında Alevi inancı ile ilgili aydınlatıcı programlar yayınlaması da toplumsal arzumuz ve hakkımızdır. Sayın Genel Müdür! Ülkede 20 milyon, yani ülke nüfusunun üçte birini oluşturan çağdaş, ilerici, laik, yerine göre ülkenin sigortası olarak kabul edilen demokrat Alevi toplumunun varlığından bahsediliyor. Gerçekten de bu derviş gönüllü muhterem insanlar, yurttaşlık görevlerini bir Sünnî'nin yaptığı ve yerine getirdiği gibi yapıyor, dürüst bir şekilde vergisini veriyor; 1. Dünya Savaşı’nda, Kore'de, Kıbrıs'da ve dünyanın değişik bölgelerinde barışı sağlamak için, seçim zamanında Alevi-Sünnî ayrımı yapmadan yasalara uygun şekilde sandık başına gidip oyunu kullanıyor. Ancak bir Sünnî'nin sahip olduğu yasal inanca sahip değil. Neden mi? İnanç konusuna gelince, yurttaşlık gözü ile kendilerine bakılmıyor. Ülkenin kalkınması için verdiği vergiler, yurt savunması için yaptığı hizmetler bir çırpıda gözardı ediliyor. Halbuki bin seneden fazla ülkenin iyi gününde, kötü gününde aynı kaderi paylaşıp ülke için şehit vermişiz, gazi olmuşuz. Bu konuda, Çanakkale'de yatanlar şahidimizdirler. Ruhları şad olsun. Buna rağmen, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'in Aleviler’e bakışı şudur: Yurttaşlık görevlerini yerine getir, ancak sakın ola ki inancınla ilgili cemevi açma talebinde bulunma! Hani düne kadar Aleviler’e hitaben, “Sünnîler’in camisi, Hıristiyanlar’ın kilisesi var, sizin ibadet edecek yeriniz bile yok’’, diyenlere biz Aleviler diyoruz ki bizim de ibadetlerimizi yaptığımız cemevlerimiz var. Ancak, Devlet ve Diyanet İşleri Başkanlığı, bu meşru hakkımızın yasalara uygun olmadığını, ayrıca cemevlerinin ibadet yeri değil kültür yeri olduğunu belirterek işi çıkmaza sokuyorlar. Hatta cemevlerin “cümbüş yeri’’ olduğunu diyenler de oldu. Bizlere göre, cemevleri cümbüş yeri olmadığı gibi; camiler, kiliseler ve sinagoglar da “cümbüş yeri’’ değildir. Buralar ibadet yerleridir. İnsanlar buralarda Tanrı'ya karşı kulluk görevlerini yerine getirmek için ibadet ederler. Ramazan ayında oruc ile ilgili olarak din görevlilerinin ve değişik insanların yaptıkları Ramazan sohbetinin aynısını, Alevi inancının din görevlisi bir dede olarak, Muharrem ayında on iki gün boyunca Devlet kanalı olan TRT’de inancımla ilgili olarak konuşma yapmak istiyorum. Umarım bu konuda olumlu cevap verirsiniz. Saygılarımla. KAZIM AKBABA .................................................... | |