#
YAZARLAR
GÜLBEY KÖSEOĞLU |
|
| İç savaş mı tetikleniyor? | |
ALİ RIZA ULUCAN |
|
| Ak sakallı,beyaz ... | |
AYDIN ŞAFAK |
|
| Tarih yazmaya devam ... | |
| Tarih: 02.01.12 | |
![]() |
Sevgili Yarenlerim |
ERGÜL ŞANLI DEDE Sevgili Yarenlerim, Alevi-Bektaşi Yol inancı tüm kurum ve ritüelleriyle birlikte hepimizin bildiği gibi köy toplumlarına göre uyarlanmış son derece kusursuz ve eksiksiz bir inanç sistemidir. Halen köy toplumlarında kusursuz ve eksiksiz bir şekilde uygulanabilmesine rağmen, 1950-60 lı yıllardan itibaren değişik Şehirlere, Ülkelere taşınan kentsel yaşamla tanışan Alevi-Bektaşiler bulundukları şehir ve ülkelerin sosyal yaşantılarına aldıkları inanç öğretileri gereği çok rahat ayak uydurmalarına rağmen yol inançlarını otantik, orijinal bir şekilde uygulama konusunda sıkıntılar çekmişler bu sıkıntılara çözüm üretme konusunda da yetersiz kalmışlardır. işte tamda bu noktada burada toplanmamızın ana nedeninin çözümler olması gerektiğini düşünüyorum.. ve içinde yaşadığım toplumun sıkıntıları ve şikayetleri konusundaki görüşlerimi ve önerilerimi kapsamlı yazılı olarak Pirimiz, Mürşidimiz Veliyettin Ulusoy'a verdim. özet olarakta bazı ana konulardaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum... 1- Yol örgütlenmemiz Dergah çevresinde olmalı. Dergah -Dede-Talip ilişkilerinde otokontrol sistemi oluşturulmalı.. Dergah, ve Ocaklar günümüz koşullarına uyarlanarak yeniden yapılandırılmalı. şehirlerde Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde bulunan Derneklerimiz, Vakıflarımız, kurum ve kuruluşlarımız bulundukları bölgelerde ne varsa 30 -40 -50- vs vs aile lik gurupları örgütleyerek bu gurupların birbirleriyle tanışmasını dayanışmasını komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesi sağlamalı. Bu guruplar eğer tam bir uyum sağlamışlarsa birbirlerine şahitlik yapacak seviyeye geldiklerinde, Dergah kontrolündeki herhangi bir Dede veya Ocak dedesi ile ikrarları alınarak görgü cemleri başlatılabilir. Yine şehirlerdeki sosyal yaşantı gözetilerek Cemlerimiz, özü bozulmadan sadeleştirilip kısaltılabilinir...Bazı şikayetler var Cemlerimizi sandalyede yapalım gibi ...İçinizde anasının kucağında sandalye ile oturan var mı diye sorsam hepiniz yok diyeceksiniz. Toprak, aynı zamanda yol inancımızda Ana dır..bir derviş şöyle diyor ‘’Yerde Toprakta oturanlar yüksekte sandalyede oturanlara göre daha güvendedir’’ 2- Musahiplik konusuna gelince .’’ Kelime anlamı sadece ve sadece sohbet arkadaşı yol arkadaşı demektir.’’ Hepimizin bildiği gibi Yol öğretimizin olmazsa olmazlarından birisidir. Tüm kurallarıyla uygulayabilen canlarımıza aşk olsun derim. Ama şunu da bilmek gerekir günümüzde musahip olmak için başvuru yapan canlarımız sayısı yok denecek kadar az neredeyse hiç yok. Bunun nedenleri üzerinde durduğumuzda musahip olma koşullarının zorluğu ve zaman içerisinde Musahiplik kurumuna bazı eklentilerin yapıldığını görüyoruz. (Musahip olanlar ve çocuklarının yedi göbek birbiriyle evlenememeleri Vs. vs) Ama hangi Dedeye sorduysam Ali ile Muhammed'in Musahip olduğunu söylemesine rağmen Ali ile Fatıma’nın evliliğinin açıklanmasında çaresiz kalıyor yedi göbek işi de otomotikman suya düşüyor. yine birbirlerini kollayıp gözetmesi kontrol etmesi bunun içinde aynı bölgede oturması acıyı ve sevinci birlikte paylaşması her gün birbirlerini yoklaması eksiklerini giderip tamamlaması, paylaşması, barışık yaşaması gereken musahipler, günümüzde farklı ülke ve şehirlerde birbirlerinden uzak ve habersiz yaşamaktadırlar. Bu durum da yol açısından ayrı bir sıkıntıdır. Ama hepimizde biliyoruz ki Bu yolda her sorunun yanıtı vardır. Eğer yanıtlayamıyorsak eksiklik bizdedir. Yine bu konuda derim ki Dört Can İki Aile ile olan musahipliğin koşullarına, sonradan zaman içerisinde giren eklentileri ve zaman içerisinde önemini işlerliğini yitirmiş toplum tarafından kabul görmeyen veya terkedilmiş katı kuralları kaldırıp özünü bozmadan günümüz koşullarına uyarlayarak Toplumsal Musahipliğe toplumsal kardeşliğe ve dayanışmaya dönüştürebiliriz diye düşünüyorum. Ya birlikte var olacağız ya da tek tek Yok olacağız... 3- Cenaze hizmetlerini bildiğiniz gibi hemen hemen tüm cem evleri sünni inanç ritüelleriyle yapıyor. Oysa Alevi-Bektaşi ritüellerine uygun cenaze hizmetlerini yaratabiliriz. Deyiş ve Düazlarımızın suyumu çıktı. Her inanç varlığını kendi değerlerine sahip çıktığı sürece devam ettirebilir başka inançlara yamanarak değil. 4- Siyaset konusuna gelince, siyaset ve diblomasi alanında sınıfta kalan, kötünün kötüsü Örneği bulunmayan içler acısı yeryüzünde tek toplum varsa o da biz Alevileriz vesselam... 5- Dernek, Federasyon, Konfederasyon ve Vakıflarımızın bu güne kadar yaptığı kazanımları kutlarım. Alevi enstitüsünün hayata geçirilmesi noktasında Hacı Bektaş vakfımızı ve Ercan Geçmez'in şahsında yönetim kurulunu ve Enstitüye gönül vermiş bilim adamlarımızı kutlarım. Cumhuriyet tarihinde ilk defa sokağa döken mitingler yapan Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu ve Federasyona bağlı kurumlarımızın tamamını yöneticilerini katkı sağlayan her kurum ve kişileri kutlarım. Dünyanın en büyük örgütlülüğünü yakalayan Avrupa Alevi birlikleri Konfederasyanunu ve içerisinde bulunan federasyon kurumlarını yöneticilerini kutlarım. Bireysel olarak zorunlu din dersi konusunda verdiği mücadele ve başarısından ötürü Hasan Zengin'i ve Ali Kenanoğlu'nu kutlarım. Alevi-Bektaşi öğretisinin, Cemlerimizin, semahlarımızın yasallaşması Dernek tüzüklerinde yer alması noktasında yargı sürecinde verdiği mücadele ve kazandığı Yargıtay ca onaylanmış Davalar ...Yine Belediyelerin Cem evi yeri Tahsisi konusunda verdiği mücadele ile Belediye imar planına cem evi arsası yazdırarak Türkiye’de bir ilke imza atan Ergül Şanlı'yı da Kutlarım. Bunun dışında inanç öğretimizin tanıtılmasında emeği geçen tüm Aydınlarımızı,sanat dallarında çaba harcayan sanatçılarımızı ve bu yolda emek sarf eden tüm canlarımızı aşkı muhabbetle kutlarım. Başarıları kutlarken birde eleştirimiz olacak kurum, kuruluşlarımız ve yöneticileri kendilerini inanç merkezi yerine koyup, düşüncelerini görüşlerini inançmış gibi yansıtmalarını hiç etik bulmuyorum. Oysa inanç konusundaki açıklamalar işin ehline yani Dergaha bırakılmalı... 6- İnancımızla ilgili farklı yorumlamalara gelince : Üç türlü ayet vardır. 1- yaratılan ayetler ( insanlar hayvanlar bitkiler kısaca kainatta var olan canlı cansız her şey Tanrının yarattığı ayetlerdir. ) 2 - Nebilere peygamberlere gönderilen ayetler (kutsal kitaplar ve suhuflar ) 3 - Bu güne kadar gelmiş geçmiş hazır gaip zahir batın Erlerimiz, Pirlerimiz, Aşıklar, Sadıklar, Veliler, Evliyalar kısaca Hak ile hak olmuş dediğimiz yol ulularımızın gönlünde doğan ve söyledikleri hak kelamları ve ayetleri. Aslında bu üçü de yorumlanırken bir birlerine topluma ve Bilime ters düşmemesi gerekir. İnananında inanmayanında farklı düşünenlerinde farklı inançlarında bunlardan ders alıp doğrudur ve Haktır demesi gerekir. Şunu da belirtmekte yarar görüyorum ‘’Yaratılan Ayetlerle Aşıklarımızın Sadıklarımızın Velilerimizin Erenlerimizin söyledikleri Ayetler Tam bir uyum içerisinde olmasına rağmen Peygamberlere gelen kitap suhuf ve ayetlerin diğer ikisi ile uyum sağlamadığı görülmektedir’’ Aleviler bu konuda kutsal kitaplar tahrif edilmiştir, eksiltilmiştir derler. Tamda bu noktada yola hizmet edenlerle, yola hizmet ettiğini zannedenleri ayırmak gerekir. Bu yola hizmet edenlere aşk olsun derim. Ama hizmet ettiğini zannedip te eline geçirdiği olanakları kullanarak sadece ve sadece kendi egolarını tatmin etmek için kendi fikir ve düşüncelerini inanca mal edip yola zarar verenlere ne demeli Ör: Hacı Bektaş Sünnidir, işbirlikçidir. Balım sultan ajandır ne idüğü belli değildir. Yunus Emre Kötüdür. Pir Sultan iyidir. Biz Kızılbaşız, Aleviyiz iyiyiz, Bektaşiler kötüdür. falanca ocak iyidir filancası kötüdür. Alevilik, diğer kültürlerden eklentiler almıştır. İki Ali vardır. Biz arap Ali'yi ve Muhammed'i tanımayız, Alevilik İslam dışıdır veya içidir, İnanç yolumuzu tarife yeltenmeleri, Alevi doğulur, sonradan alevi olunamaz gibi Vs vs kısaca Kendi inancını, Erlerini, Pirlerini, Ulularını kötüleyen kabul etmeyen kısaca kendi inancına ve toplumuna bilerek veya bilmeden akrep lik edenlerin bizlere verdiği zarar karsı düşüncenin, Yezid’in. Yavuzun, Şeyhülislamların, Vs vs nin verdiği zarardan hiçte az değil.’’ Hem yol cümleden uludur.’’ Diyeceksin hem de bu yolu cüzi aklınla dar algılama idrak etme ve özümseme kapasitenle belirli tariflere hapsedeceksin. Şaşarım, şaşarım bunları yapanların acizliğine... Bu yolda yürüyen kişinin ağzından çıkan sözler kişinin bu yoldaki bilgisini de menzilini de bu yolun neresinde olduğunu da, içinde mi dışında mı bulunduğu yeri de gösterir. Bunlara ve bu gibi düşünenlere desem ki... 7 - Yine kentsel yaşamın getirmiş olduğu sosyal sıkıntılarımızdan biriside evlenmelerde ve boşanmalarda görülüyor. Bunlara çözüm üretilmesi gerekir..... 8 - Yine gençlerimizin durumu içler acısı.. bizlerin yetersiz kalması gençlerimizin inançtan kopuk başka mecralara yönelmesi özelliklede karşıt inançların kucağına itilmeleri konusunda acil çözüm bekleyen sıkıntılarımızdan birisidir... 9 - kadın ana dede sorunu halen aşılabilmiş değil kadın ana dedelerimiz olmak zorunda Aslanın erkeği aslanda dişisi değil mi kadınlarımız bu yolda olması gereken konumda değiller. Acil çözüm bekleyen sıkıntımızdır. Bu konuda derim ki inanç yolumuzda her türlü müşkülümüzün çözümü var yolun çözemeyeceği hiç bir sorun yoktur. Asıl sıkıntı bu yolda yürümeye çalışan bizlerin inanç konusundaki eksik bilgisindedir. Algılama, idrak etme özümseme ve günümüz koşullarına uyarlamada ki yetersizliğimizin ana nedeni olarak eksikliğimizi görüyorum. 10- Kurban ve Oruç konusunda yeni düzenlemelere ihtiyaç vardır. İnananı ömür boyu Kurban tığlamaya oruç tutmaya mahkum etmek yerine Pirimiz Hacı Bektaş’ın dediği şu sözü iyi anlamak gerek ‘’Semah şeriat ehline haramdır. Tarikat ehline helaldir. Marifet ehli isterse döner. Hakikat ehline gereği yoktur.’’ Bu Hak söz ışığında derim ki 12 yıl üst üste orucunu tutan 12 yıl sonunda bir kurbanını tığlasın. Oruç hizmetini tamam etsin her sene görülmek üzere kurban tığlayan Talip ikrar verirken bir defaya mahsus kurbanını tığlasın diğerlerinde düşkün olmadığı sürece lokması ile yetinsin 48 Perşembe orucunu bir defaya mahsus tutsun Kısaca nefsi ile mücadeleye girsin varsa nefsindeki kötü işleklerden kurtulsun. İnanın bu her türlü oruçtan da kurbandan da daha hayırlıdır. Tüm bu kolaylıklardan sağladığı maddi gelirin bir kısmını Kara kazan hakkı olarak inanç yolumuzdaki çalışmalara inanç Ser çeşmemizde değerlendirilmek üzere versin. Talip’in de bu yolda ilerleme hak makamına erme hakkı vardır. Talip yaptığı Yol hizmetlerinin karşılığı yol içerisinde menzil alıp yol makamlarının her noktasına erişebilir. Buna hiçbir güç engel olamaz. Yola hizmet eden menzil alır etmeyense geride kalır.. Soyu ne olursa olsun ister Ali ister Veli Erlik de Pirlikte gökten zembille inmemiştir. Bu güne kadar gelmiş geçmiş Erlerimizi Pirlerimizi ve Ulularımızı bu makamlara getiren yola yaptıkları hizmet ve ödedikleri bedeldir bedel …ve sözümü bir kızılderili atasözü ile noktalıyorum. ‘’TAŞLI TOPRAĞIN DUAYA DEĞİL KAZMAYA İHTİYACI VARDIR.
| |