#
Tarih: 10.08.11

“Ramazanda Alevi olmak”

Ramazan, “Oruç Ayı” tüm Müslümanlara ve dünyamız insanlarına hayırlı olsun. Bu ilk gün dileği tüm Ramazan boyunca her gün ve her karşılaştığım insanla paylaştığım bir dileğimdir.

Bu dilek bana Rahmetli Babamdan mirastır ve aklımın erdiği günlerden beri bu aylarda kullandığım bir temennidir. Bu temenni biraz da Alevilerin tüm insanlara ve onların inanışlarına gösterdiği saygının bir tezahürüdür.

Her ne kadar bazı kesimler ve onların beslediği yazarlar mangalda kül bırakmamacasına “eskiden Ramazan Ayı’nın gelişinde asla bir Alevi veya Sünni konusu tartışılmazdı, ayrım kayırım yoktu, ne olduysa şu beş on senede oldu, halk arasına nifak sokuldu” gibi hikâyeler anlatsa da, bunların tamamı yalan veya saptırmadan ibarettir. Alevilerin sevgiye dayanan düşüncelerinin aksine Sünnilerin bazı güçlerin etkisinde kalarak Alevilere dayatma yaptığı, onları aşağıladığı hatta onların inanışları ile dalga geçtiği bir vakıadır ve bu yüzyıllardır devam etmektedir.

Kısacası şu beş on senede olan sadece Alevilerin birlik ve beraberliğini eskiye nazaran daha çok gösterdiği, birleşerek mücadele ettiği, sesini duyurduğu ve bunların karşılığını görmeye başladığı zamanları işaret eder.

Çocukluğu doğuda geçmiş biri olarak oralarda Ramazan Orucu tutmayanlara hangi gözle bakıldığını, nasıl aşağılandığını, hatta birçok yerde organize olunup oruç tutmayan Alevilerin tespit edilip dövüldüğünü bir gerçektir.

Bizzat, bende bu dayak faslından nasibini almış olanlardanım. Ortaokulda kırk kişilik sınıf içinde Alevi olduğumu tespit eden Yurttaşlık Bilgisi Öğretmeni kasti olarak diğer sınıf arkadaşlarımın yanında beni aşağılatmak için ‘hiçte vazifesi olmadığı halde’ defalarca Kelime-i Şahadet’i tekrarlatarak çocukluk ruhumu ciddi bir şekilde tahrip etmiş ve çocukluğumda Sünni Mezhep inancına düşmanca hisler beslememe sebep olmuştur.

Tabii bu baskı ve aşağılamalar sonucu çocukluk ruhumun tahrip edilmesi sonucu Ramazan’ın gelmesi benim için pekte sevindirici değildi. .

Ancak Alevi öğretisinde kin güdülmez, bütün insanlara aynı nazarla bakılmasını din bilgelerimiz olan Dede ve büyüklerimizin Ehlibeyt öğretisinin temelinde insan sevgisi olduğunu, birkaç kendini bilmezlerin hatalarını görmemezlikten gelmek ve af etme erdemi insan olmanın gereği olduğunu öğrenmenin erdemi ile olanları unutmalıydım.

Asırlardır bu baskı ve zulmün işe yaramadığını Alevilerin zorla Sünnileşmeyecekleri artık netleşmiştir.

Alevi, Gayrimüslim, Ateist kısacası inanan ve inanmayanlara daha fazla baskı veya kedileştirme politikası İslam dinindeki hoşgörü anlayışını gölgeler. Asırlardır Alevilerin “biz İslam’ız” demelerine karşın Ulamaların “değilsiniz” diye diretmeleri, hatta yapılan zulüm ve işkencelere rağmen hala “İslam’ız hem de İslam’ın özüyüz” diye diretmeleri sizce nedendir?

Sünnilerin Alevileri tanıması ve onların inanışlarını yerine getirme isteklerine normal bir pencereden bakmaları bir zaman sonra kabul görecek bir olgudur. Zaman geçtikçe, eğitimli insanlar çoğaldıkça, dünya insanları bir biriyle bütünleştikçe ve en önemlisi de dinimizin kıymetini bildikçe, din, dil, ırk, renk ayırımı yapmadıkça, “Yaratılanı Yaratandan ötürü sevmek” düsturu yerleştikçe bu kaçınılmazdır.

Bu zamanı kısaltmak ve Yüce Allah’ın bizlerden istediği “İnsanı sevmek” emrini yerine getirmek bizim hükümet olarak seçtiklerimiz ile onların atadığı Diyanet’in dudaklarının arasındadır ve acı olan da Yaratanın emrinin yaratılan tarafından geciktirilmesidir.

Binali EFE

 


DUYURULAR

LİNKLER