M. ALİ ÇANKAYA AABF Genel Bşk.
Avusturya’da son 30 yıl içerisinde çok seçimler gördüm. İlk defa bu kadar rahat bir seçime gidiliyor. Bu sessiz sakin gidişi, ben şahsen oldukça düşündürücü buluyorum. Avusturya’nın bir cumhurbaşkanlığı seçimine bu kadar rahat, hatta biraz da rehavet içinde gidiyor olması, neye bağlı acaba? Genel ve yerel seçimler gündemde olsaydı yine böyle mi olurdu? Bunlar ve daha birçok benzer sorular yöneştmek mümkün.
Bana öyle geliyor ki, Avusturya’da seçimler gerçekten de eski dönemdekilerden farklı olmaya başladı. Daha önce seçimler, bu ülkede de halkla ya da toplumla bir buluşmak, direkt kontak kurmada bir kanal olarak görülürdü. Şimdilerde durum biraz farklı. Daha dar çevrede, her partinin kendi partisinde çevresinde kalınıyor. Bütün işler, toplumla değil de daha çok partilerin arasında halledilir oldu.
Propaganda yöntemleri aynı. Söylemler aynı. Özellikle de bu ceumurbaşkanlığı seçimleri, bir seçim havası estirmekten bile uzak. Heyecan yok gibi bir şey. Parlamentodaki beş partiden üçü aday bile çıkarmadı. Avusturya’da cumhurbaşkanlığı seçimleri için partilere ya da adaylara devlet tarafından bir bütçe sunulmaması, her partinin aday çıkarmamasında etkili bir unsur. Ama tepede, partiler içinde sağlanan konsensus asıl belirleyici olan faktör. Hükümet ortağı olan SPÖ-ÖVP bu sorunda karşı karşıya gelmeyi tercih etmemiştir. Yeşiller ve BZÖ, kazanacaklarına kesin gözüyle bakamadıkları bir seçim için, ayrı aday çıkarmayı gerekli görmemişlerdir.
Mevcut Cumhurbaşkanı Heinz Fischer, tekrar adaylığını açıklar açıklamaz ÖVP ve Yeşiller cephesinde, adı adaylar arasından anılanların hemen hepsi açıklama yaparak, aday olmadıklarını deklere ettiler. Bu, parlamentodaki ikisi hükümet ortağı (SPÖ-ÖVP) ve bir muhalefet partisinin (Yeşiller) aralarında Fischer üzerinde anlaştıkları anlamına geliyordu.
25 Nisan 2010 Pazar günü yapılacak yeni Cumhurbaşkanı seçimi için önümüzde üç aday var: SPÖ, ÖVP ve Yeşiller’in desteğine sahip Heinz Fischer; aşırı sağcı FPÖ’nün adayı Nazi sempatizanı Barbara Rosenkranz ve parlamentoda yer almayan küçük ve tutucu bir partinin adayı Rudolf Gehring.
Heinz Fischer’in, büyük bir farkla ikinci kez seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Sessiz, sakin, heyecansız olabilir ama göçmenler olarak sandık başına gitmeli ve bu demokratik hakkımızı kullanmalıyız. Yabancı ve göçmen karşıtı Nazi sempatizanı Rosenkranz’a karşı kullanılan oyların yüksek olması önemli. Üşenmeyelim, Pazar günü sandık başına gidelim; yabancı düşmanlığına, ayrımcılığa, ırkçılığa ve tutuculuğa karşı görevimizi aksatmış olmayalım.
Oyumuzu, farklı ama eşit olanların Avusturyası için kullanalım!
|