ERDAL YILDIRIM
Her yanımız gerici faşist bir kuşatma altında..
Dört bir yandan, ve de her gün değişik noktalardan devam ediyor saldırılar..
Bir bakıyoruz ki, ülkenin bazı şehirlerinde oruç tutmayanlar linç edilmek isteniyor...
Kimi şehirlerde sokakta, hatta toplu taşıma araçlarında şort giyenler saldırıya uğruyor...
Bu saldırıları yapanlar sadece gerici sivil şeriatçı faşistler de değil..
O denli sistemli ki, devletin güvenlik güçleri de halkın can mal güvenliği görevlisi olduklarını bir kenara bırakmışlar, sokaklarda, park ve meydanlarda kimin oruç tutup tutmadığını kontrol ediyorlar, oruç tutmadığını tespit ettiklerini dövüyor, işkence ediyor, gözaltına alıyorlar..
Ve saldırılar öylesine planlı, öylesine kurgulanmış ki ...
Bir yandan tüm değerlerimize, günlük sosyal yaşantımıza, giyim kuşamımıza,
diğer yandan inancımıza, tarihimize ve doğamıza yapılıyor.
Hem de kurgulanmış, kurulmuş bir saat zembereğinden boşanırcasına....
*Işte bu çok yönlü saldırıların içinden ben Alevilerin, Kızılbaşların, duyarlı kamuoyunun dikkatini özellikle Dersim'de yaşanan kuşatma ve saldırılara çekmek istiyorum... *
Dersim'i insanıyla, toprağıyla, ormanıyla, dağıyla ve hayvanlarıyla tahrip etme siyaseti bugünün değil, Osmanlı'dan bu yana onlarca yılların planıdır. Ve özellikle son yıllardaki barajlar projesiyle bu saldırılar çok sistematik bir şekilde uygulanmaya konulmuştur.
Dersim'de Munzur Vadisi, Pülümür Vadisi üzerinde yapılan ve yapılması planlanan baraj ile HES projelerinin ekonomik sebeplerle yapılmadığı, ekonomik verimlilik değerlerinin olmadığı, aksine geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan bir coğrafyadaki binlerce insanın yaşam olanaklarını ortadan kaldırmaya yönelik olduğu aşikardır. Sadece Ovacık Tunceli arasındaki 60 km uzunluğundaki Munzur vadisi üzerine 8 tane baraj yapmanın hiçbir bilimsel veriye öngörüye dayanmadığı da çok açık bir şekilde görülmektedir.
Bu yok etme projesinden başka bir şey değildir. Bu projelerle bu vadideki yaşamın yok edilmesi, vadiler arası ulaşımın ortadan kaldırılması ve özellikle de Alevi-Kızılbaş inancının onlarca kutsal mekânın sular altında kalması planlanmaktadır. Yapılacak baraj ve HES projeleriyle Alevi Kızılbaşlar için kutsal sayılan birçok ziyaret sular altında kalacak ve bu durum Dersim"i ve Dersim kültürünü yok etmeye hizmet ediyor.
*Yani Dersim yok edilmek, Dersim insansızlaştırılmak isteniyor...***
Hepimiz biliriz ki, Alevi Kızılbaşlar için Dersim'in taşı, toprağı, börtü böceği, ağacı, taşı, deresi, suyu, kısacası her adım toprak kutsal ziyaretleriyle doludur. Egemenler yüzlerce yıldan bu yana bu coğrafyadaki kültürü, inancı, tarihi, kısacası yaşamı yok etmek için çeşitli plan ve projeleri uygulamaya kalkmışlar, ama başarılı olamamışlardır.
Sıkı yönetimlerle, göçlerle insansızlaştırılan Dersim toprağında bugün bu plan hayata geçmiş ve yok etme planı tıkır tıkır işlemektedir.. Egemenler Dersim coğrafyasında onlarca baraj yapmak için ellerinden gelen tüm gayreti göstermeye devam ediyorlar..
Bununla da yetinmiyorlar. Her gün inancımızın temel taşları olan ziyaret yerlerimiz, kutsallarımız sular altında bırakılıyor ve de yeni saldırılar da planlamaya devam ediyorlar.
Dersim inancında Hawtemale Pil, Kara Çarşamba, Newroz, Mart dokuzu olarak da adlandırlına kutlamaların merkezi kabul edilen *Xızırın Evi (Xızırın Mekanı - Gola Çetu)* Uzunçayır barajı adını verdikleri utanç barajının ya da gölünün suları altında bırakıldı.
Dersim'in kutsal mekanlarından olan Ana Fatma ziyaret yeri de yapılması planlanan Kale Tepe Barajı suları altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya..
En son saldırı yeri de Dersim Ovacık'ta olan ve kutsal inanç yerlerimizin başında gelen kimi zaman Kırk Gözeler de denilen *Munzur Baba Gözeleridir (Çımê Munzur Bavayi).*
Munzur suyu, Munzur dağları etekleriyle birleştiği bir noktadaki gözelerden fışkırır ve bir kaç metre sonra da ırmağa dönüşür. Munzur Baba efsanesindeki, çoban Munzur'un elindeki sütlerin dökülmesi sonucu su adeta süt gibi bembeyaz fışkırır ve öylece de akar gider.Bu ziyaret yerini her yıl binlerce kişi ziyaret eder, adaklar adar, mumlar yakar..
* *
Bu sene Ovacık'ta aldığım bilgilere göre Ovacık kaymakamlığı, Valilikle birlikte yeni bir yok etme projesiyle Munzur Gözelerinin olduğu yerlerde kültür, sanat, el sanatları ve hediyelik eşya, veya çay ocağı türü yerleri aylık kiraya bağlayacak... Ve de bu projenin bir sonraki aşaması ise Gözelerin girişine bilet gişesi koymaktır. Tıpkı biz *Alevi Kızılbaşların Serçeşmesi Hacı Bektaşı Veli Dergahına* turistmiş gibi para vererek girmemiz gibi bir uygulama başlatacaklar...
Böylece ülkede başta Hacı Bektaş Veli Dergahı olmak üzere çok sayıda işgal edilmiş Alevi kutsallarımız gibi Munzur Baba Gözeleri de işgal edilecek. Ya da *Şahkulu Sultan Dergahı, Karacaahmet Sultan Dergahı* ve bir çok dergahta olduğu gibi kendi ibadet yerlerimiz ve kutsallarımız üzerinde kiracı konumuna düşeceğiz...
Yaşlı bir Dersim kadının bir belgeselde söylediği "*Hızır burada olsaydı bir fiske ile yıkardı o barajı*" sözünü burada bir kez daha anımsatmak ve bu sistematik asimilasyon projelerini yıkmak için, başta tüm Dersimlileri ve Dersim kurumlarını, tüm Alevi-Kızılbaşları ve Alevi örgütlerini, aynı zamanda tüm demokrasi güçlerini zaman geçirmeksizin, hemen bu asimilasyoncu, inkarcı ve kutsal değerler de dahil her şeyi tüccar mantığıyla gören hükümetin uygulamalarına karşı durmaya ve bu gerici faşist kuşatmayı yarmaya çağırıyorum..
Kuşatmayı yarma zamanı.. Geç olmadan..
*Erdal YILDIRIM* 12 Ağustos 2011 |