#
YAZARLAR
AYDIN ŞAFAK |
|
| Gençlerin Türküsüyle ... | |
GÜLBEY KÖSEOĞLU |
|
| Ah Şu Çocuklar! | |
TURAN ESER |
|
| Steiger Awards’a Açık ... | |
| Tarih: 12.06.11 | |
![]() |
Kabahatin çoğu sende be alevi kardeşim! |
HÜSEYİN DEMİRTAŞ Büyük şair ve büyük insan Nazım Hikmet, dünya işçilerine seslendiği ve onların bazı tavırlarını eleştirdiği bir şiirinde demişti ki; Başka yazılarımızda Alevilere karşı yürütülen dış kaynaklı asimilasyon çabalarını pek çok kez dile getirdik. Kuşkusuz bu tür tekrarlar gına getirse de, asimilasyona karşı çıkışımızı Aleviler olarak, hem örgütlü hem de bireysel düzlemde sürdüreceğiz ve sürdürmeliyiz. Ancak bundan önceki sayıda dile getirdiğimiz tarzdaki Alevilerin kendinden kaynaklanan içsel asimilasyon olgusunu da görmezden gelemeyiz. Bu seferki konumuz da yine bu çerçevede olacak. Aslında sağlam bir içyapıya sahip toplulukları dıştan gelen hiçbir güç kolay kolay yıkamaz. Alevileri de kimse yıkamaz ve yıkamayacak ama ağacın baltaya dediği gibi, “Beni kesen baltanın sapı benden…” Bu nedenle işler hep sarpa sarıyor. Alevilerden hep birileri, bu yolun deyimiyle kınalı keklikler ve Hızır Paşalar çıkıp başkalarının baltalarına sap olmaya özeniyorlar. Aleviliğe sahip çıkılmayışının ve iç asimilasyonun en büyük nedenlerinden birisi de, zenginleşen ve refaha kavuşan Alevilerin neredeyse tamamının kimliğinden uzaklaşmasıdır. Açıkçası zenginleşen Alevi, Aleviliğe sırt çeviriyor. Alevi dernek ve vakıflarına yardım etmediği gibi, edecek olanları da engelliyor. Örneğin memleketim Kütahya’yı ele alalım. Bu kent merkezinde tahminen ilk 20 zengin arasında en az beş Alevi işveren var. Ayrıca çoğunluğu Gediz Akçaalan Kasabasından ve merkez Alevi köylerinden sayıları yüzleri bulan esnaf ve zanaatkâr mevcut. Buna karşılık inşaatı 2005’te başlayan Kütahya Cemevi geçen yıl zorlukla tamamlanabildi. Zira Alevi zenginlerin ve hali vakti yerinde olanların büyük çoğunluğu cemevine ve diğer bazı kurumlara uzak duruyor. Yüzde 90’ı kimliklerini gizliyor. Hatta büyük zenginlerden Alevi bir işadamına cemevi inşaatı için yardım talebiyle gidildiğinde, bu kişi Kütahya merkezindeki yüzün üzerinde cami ve mescit yetmezmiş gibi, “Cemevinin bir odasını mescit olarak ayırırsanız yardım ederim” diyebiliyor. Aynı kişi Süleymancılara ve Fethullahçılara bağış yaparken çok cömert davranırken, şimdi de kalkmış Hisarcık ilçesine bağlı Şeyhler Beldesine Kur’an kursu yaptırıyor. Bu ne kraldan çok kralcılıktır? İllaki böyle yapması için çıplak güç ve şiddetle zorlayan mı var bu adamı? Yok tabii ki ama pek çok başka il ve ilçe yanında, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük kentlerdeki Alevi işadamları ve esnafta benzer durumdadır. Aksi vaki olsaydı, Ankara gibi çok sayıda Alevi zenginin olduğu ve milyonlarca Alevi’nin yaşadığı bir başkent hala cemevsiz olmazdı… Kuşkusuz Alevilerin sayıca çok bulunduğu pek çok kent ve kasabada hala bir cemevinin bile inşa edilememiş olması salt devletin suçu değildir. Ya kimin suçudur? Tabii ki, kendi yoluna sahip çıkmayan, kurumlarına yardım etmeyen Alevilerindir bu kabahat! Sen sahip çıkmazsan, ben sahip çıkmazsam bu yol nasıl devam edecek? Nasıl gelecek nesillere sağ salim aktarılacak? Aleviliğin ardında Sünni/Şii İslam gibi devlet/devletler, sermaye çevreleri ve petro-dolarlar yok ki… Hâlbuki bilmiyor ki Alevi kardeşim, Alevilik tek başına yaşanacak bireysel bir inanç değildir. Alevilik toplumsaldır. Alevi, Aleviliğini ancak ikrarını verip, musahip tutarak ceme katılırsa kazanır. Bireysel olarak Alevi kalabilmenin teminatı da Alevi toplumsallığına yani cemlere ve cemaate katılmayla gerçekleşir. Çünkü görgü, bilgi ve erkân sadece cemlerde edinilir. Cem sorgu-sualdir; halk mahkemesidir. Sorgu-sualden geçilmeden Alevi olunmadığı gibi, bir kere ikrar verip ceme katılınca da ömür boyu Alevi olarak kalmak mümkün değildir. Gelenek icabı ikrar verip yola girmiş bir Alevi her sene görgüden geçmeli ve adeta Alevi-Bektaşi yoluna karşı iman tazelemelidir. İşte bu yüzden Alevilik toplumsal bir inanç ve öğretidir. Alevilik, kendini toplumdan dışlayarak ve keşiş hayatı yaşayarak yürünemez! Kısaca bir Alevi daima toplumuyla iç içe, ilişki ve iletişim içinde olmalıdır. Aksi olursa hem kendi hem de Alevilik kaybolur… Bu gerçeğe rağmen çoğunluk Alevi nüfusun Alevi toplumsallığının tek gerçekleştiği ve vücut bulduğu mekân olan cemevlerinden uzak durmasının en büyük kabahati de yine devlet ve Sünni toplum gibi dışsal kaynaklardan çok Alevilerin kendindedir. Alevileri, Aleviliğinden uzaklaştırarak gün geçtikçe sayılarının azalmasının iç nedenlerini daha da artırabiliriz ama son olarak modern hayat tarzı ve modernizmin (çağdaşlık) Alevi öğretisi ve Aleviler arasında yarattığı aşınma ve yol açtığı spesifik sorunlara işaret etmezsek bir şeyler eksik kalır… Buna karşılık günümüzde birçok Alevi, tarihiyle ve kimliğiyle irtibatı, görgü ve bilgisi çok az olduğundan Aleviliği de Yahudilik-Hıristiyanlık ve İslam gibi değişime ve dönüşüme kapalı, gelişmeye ve kalkınmaya karşı içinde pek çok çağdışı unsuru barındıran din ve inançlarla bir tutup modernlik adına Alevilikten de uzaklaşıyorlar. Oysa bir bilseler Aleviliğin çağıyla, bilim, kültür ve sanatla barışık yaşama demek olduğunu, hem modern hayat tarzının daha iyi tadını çıkarabilecekler hem de modernizmin cevap veremediği ruhsal ve manevi ihtiyaçlarına burada çok derinlikli bir karşılık bulabilecekler. Ama nerede böyle Aleviliğin çok katmanlı anlamlarına ve sırlarına vakıf olabilecek gençler? Okullarda yalan-yanlış biraz bir şey öğrenen, “Din ve inanç gericilikse, Alevilikte bir inançtır ve dolayısıyla gericidir” şeklindeki yanlış bir mantıkla ve bilgiç bir tavırla güya modernleştiğini ve çağdaşlığı savunduğunu düşünmektedir. Ne kadar yanlış bir yorumlama değil mi? Ama bu durum maalesef bir gerçek. Birçok iyi eğitimli ve yüksek makamlara gelen Alevi bu şekilde düşünüp Alevi kimliğine uzak bir hayatı seçmektedir. Öyleyse ne yapalım? Ne de olsa geçmişte olduğu gibi bugün de Aleviliği geleceğe taşıyacak gizli kahramanlar çıkar diyerek teselli bulalım… O nedenle Aleviler bir an önce kendi içlerine dönerek, önce buradaki sorunları tespit edip çözümlerine kafa yormalıdırlar. Aksi takdirde “Eski hamam eski tas” her şey eskisi gibi devam edecektir ve sadece tellaklar değişecektir. Ve de Alevileri salhaneye (mezbahaya) yollamak isteyenler hiç eksik olmayacaktır. Kendimi sana biraz olsun anlatabildim mi şimdi Alevi kardeşim? Anlatamadımsa aşk olsun! Kaynak:Alevilerin Sesi Dergisi
| |