#
Tarih: 22.01.10

İnsan Olmak

GÜLBEY KÖSEOĞLU


Alevi öğretisinde o kadar çok eğitici, öğretici söylem ve anlam var ki; her biri ele alınıp incelendiğinde ortaya çıkan tablo, bize devredilen mirasın paha biçilemez, kıymeti ölçülemez gerçeklik olduğu, meta niteliği taşımadığı ve bu anlamda inanç mensuplarının bir ödül beklentilerinin olamayacağı da kolaylıkla anlaşılıyor. Alevi öğretisinin, belki de meta niteliği taşımadığı, ödülü ya da istek dışı (kendi isteği ile dara durma, yargılanma, cem erkanı) cezası olmadığı için; günlük yaşantıya uyarlanmasının, hayata geçirilmesinin kolay olamayacağı da anlaşılmalıdır. Zira Alevilik tarif edilmez, ezbere alınmaz, uyulması ve uyarlanması gereken şartları olmuş olsa da herhangi bir ders gibi öğrenilmez, bizatihi yaşanır.

Alevi öğretisinde ne cennet hayali kurulur, ne de cehennem azabından korkulur; nihai hedef ''insan-ı kamil'' olabilmektir. İşte bunun içindir ki insanın kendi sorumluluğunu bilme, tüm davranışlarını kontrol etme hakkı kendinden başka kimseye ait değildir. Farkında olarak yaşamak, rehber, pir, mürşit aracılığı ile yolu sürmek ve ‘‘insan-ı kamil’’ mertebesine ulaşmak için izlenmesi gereken tüm aşamalardan geçmek gereklidir.

Başka bir deyişle; cennetle mükafatlandırılmak, cehennem ateşinden korunmak için, bu (fani) dünyada bir takım şartlar, yerine getirilmesi gereken kurallar olarak algılanmaz. İnsan kendi yaptıklarından ve yapacaklarından kedisi sorumludur. Davranışlarından bir başkasını sorumlu tutamaz, suçunun da sevabının da sorumluluğu kendinden başka kimseye ait değildir. Hiç kimseyi, görünen görünmeyen hiçbir varlığı sorumlu tutamaz.

Kişi iyi ya da kötü ne yaparsa yapsın, yaptıklarından kendisi sorumludur; çünkü Tanrı insana davranışlarına iştirak etmesi için gerekli özellik ve güzellikleri bahşetmiştir. İnsan kendisine verilen ve diğer varlıklarda olmayan özelliklerinin kıymetini bilmelidir. Davranışlarını bilinçli ve sorumluluk anlayışıyla düzenleme hakkı kendinden başka hiç kimseye ait değildir. Alevi öğretisinde kişinin kendine olan sorumluluklarının bilincinde olmasının yanı sıra, topluma ve doğaya karşı da sorumluluklarının olduğunu bilmesi gerekir. Kişi, kendine karşı sorumlulukları olduğu kadar diğer insanlara, canlı cansız bütün varlıklara; doğa dengelerinin korunup kollanmasına karşı da sorumludur ve bu sorumluluğunun gereklerini yerine getirmelidir.

Alevi inancına mensup insanların suya sabuna dokunmayan, kendi halinde, dünyadan bihaber yapıda olmamaları gerekir. Maksatlı olarak bazen benzeri söylemler dillendiriliyor olsa da; Aleviler, kişi olarak kendileri için yapmaları gereken sorumluluklar ve uyulması gereken bir takım kurallar dışında, toplumsal olaylara müdahil olmalıdırlar. Olup biten olaylar karşısında seyirci kalma şanslarının olmadığını düşünüyorum. Doğruların yanında, yanlışların karşısında tavır almalıdırlar.

Yoksa; ‘’insan-ı kamil’’ olmak bir tarafa, insan olmaktan bile bahsedemeyiz.

(gulbeykoseoglu@gmail.com) 


DUYURULAR

LİNKLER