#
Tarih: 15.02.11

Dersim’e yağdırılan bombalar ve Sabiha Gökçen

KAZIM AKBABA

İstanbul Atatürk Havalimanı, kapasite olarak uçuş trafiğine yeterli gelmediği için, Uzukdoğu ve Ortadoğu’ya uçan uçakların rotası, yeni yapılmış olan Sabiha Gökçen Havalimanı’na çevirildi. Hatta Anadolu'nun değişik bölgelerinde oturanlar da bundan çok memnun kaldılar. Çünkü Anadolu yakasında oturanlar daha önceleri yurt içi ve yurt dışı havayolu ile gezilerinde Atatürk Havalimanı’na iniyorlardı. Aanadolu yakasına geçmek de bir veya bir buçuk saat kadar zaman alıyordu. Hele bayram veya cuma günü ise bu süre ikiye katlanıyordu. Dolayısıyla Sabiha Gökçen Havalimanı’nın yapılması o bölgede oturanlar için çok da iyi oldu.

Ancak, ismi Sabiha Gökçen Havalimanı olmamalıydı. Değerli şairlerden birisinin bir şiiri vardır: "Olur mu böyle olur mu / Kardeşi kardeşi vurur mu..." Tam da yerine göre bestelenmiş bir şiirdir. Hani, başta politikacılar olmak üzere duyarlı insanların yeri gelince söyledikleri bir söz vardır: "Biz hepimiz kardeşiz ayrımız gayrımız yoktur. Aynı bayrağı, aynı kitabı ve aynı dini benimseyen insanlarız ve hepimiz birinci derece yurttaşız..."

Peki, Sabiha Gökçen bize neyi anımsatıyor? Belki de bir kısım insanlar, “bir isimdir, neyi anımsatabilir ki, nasıl ki benim bir ismim varsa o da bir isimdir’’, diyebilir. Hiç de öyle olmadığını anlatmaya çalışacağım.

Hani “Dersim’’ diye bir eyalet vardı. Orada yalnızca Kızılbaş Aleviler yaşarlardı. Bugün Avrupa’nın göbeğinde, Fransa ve İspanya gibi  ekonomisi ileri olan ülkelerin içinde özerk olan eyaletler var ya, işte o zaman da Dersim kendi başına özerk bir eyaletti. Kendi yağı ile kavruluyordu. Alevi oldukları için, kendi içindeki yargılamaları cem erkânlarında Peygamber soyundan gelen evlad-ı Resul pirler (dedeler) huzurunda, avukatsız özünü dara çekerek, elini vicdanına koyarak her şeyi olduğu gibi anlatıp, cemde bulunanlara dönerek “takdir cemde bulunan muhterem canlarındır’’ diyerek özünü Hakk'a ve halka teslim ederdi. Duyarlı halkın kararı da isabetli olurdu. Hapishaneleri, zindanları,polisi zabıtası, darağacı ve kelepçesi olmayan bu toplum, hoşgörü felsefesi çerçevesinde kararlar verirdi.

Ancak, bu derviş gönüllü insanların bu olağanüstü hal ve hareketleri, birilerinin hoşuna gitmedi. Çünkü Sünnî İslam’da mem ve Dar-ı Mansur veya daha doğrusu özünü dara çekme kuralları olmadığı için bu toplumun bir an önce ıslah (yok) edilmesi lazımdı. Taktik uygulandı; toplarla, tanklarla, uçaklarla bombalanarak nesilleri yok edildi. Sağ kalanları da asimile etmek için yalnız Türkçe’nin konuşulduğu bölgelere sürgün ettiler. Kara vagonlu trenlere bindirilerek, üç gün üç gece süren o kış şartlarında zorunlu göç ettirildiler.

Gittikleri bölge yabancıydı. Yüzde 99’u Türkçe bilmiyordu sürgünlerin. Oradaki inanç boyutları, bildikleri inanç boyutlarına uymuyordu. Yerleştirildikleri evlerden dışarı çıkamıyorlar, su almak için çeşmeye gidemiyorlar, onları gören köylüler kaçıp evlerine kapanıyordu. Bu duruma öfkelenen Dersim halkı birleşerek, yerleşim bölgelerindeki muhtar denetiminde yerli halkla diyalog kurmak için uzunca mücadele verdi. Sonunda diyalog kurmakta başarılı oldular.

Tabii ki bu verilen bedeller o kadar da kolay olmuyor. Tam karşılıklı olarak birbirlerine uyum sağladıklarında, 9 senelik sürgün süreleri doldu. Yeni bir yasa çıkarıldı, isteyen kendi memleketine geri dönebilirdi. Bu yasa muhtarlar tarafından tek tek evler ziyaret edilerek, “devlet diyor ki onlar artık medenileşmişler isterlerse memleketlerine dönebilirler’’, şeklinde halka duyuruldu. Bu yasadan faydalanan çok sayıda insan tekrar memleketine geri döndü.

İşte Dersim’de o mazlum kadın, erkek ve çocukların üzerine tonlarca ağırlığındaki bombaları atanların başında yer alanlardan biridir pilot Sabiha Gökçen. Acaba bunun böyle olduğunu yeterince bilenlerimiz var mıdır? Yoksa, “ver bana bir bilet yalnız iniş ve kalkış yeri Sabiha Gökçen olsun’’, diyenler bundan sonra uçuş bileti alırken değişik mi düşünecekler? “Bundan böyle, ismi yüzünden o bölgeye uçuş yapmıyacağım, eylem koyacağım, protesto edeceğim, işte protestomu içeren dilekçemi Ulaştırma Bakanlığı’na gönderiyorum’’ mu diyecekler...

Bunu zaman gösterecek ve hep beraber göreceğiz.           


DUYURULAR

LİNKLER