#
Tarih: 17.02.11

Dersim gerçeği ve tiyatrosu

İNCİ SULUDERE*

Benzerlerinden oldukça ayırıcı bir özelliği bulunan tiyatro grubu Canlar Tiyatrosu’nu Linz’de izleme şansımız oldu. Grubun bugüne kadar sergilediği bütün teatral eserler, 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı’ndan şans eseri kurtulan Serdar Doğan tarafından yazılıyor. Doğan, yıllardan beridir artık sahne oyunları ve tiyatro yazarı. Ki grup, 2006 yılı Mart ayında ”Ankara Simurg Oyuncuları” adıyla sahne aldığında, sahnelenen ilk eser Sivas Katliamı’nı anlatıyordu: “Simurg!’’

Evet, boşuna ya da tesadüf değildi seçilen isim. Simurg: Yani, kendini kendi küllerinden sürekli yeniden yaratan o efsanevî kuş!

Canlar Tiyatrosu grubu, ikinci olarak “Yangın Yeri Maraş” adlı çalışmayı sahneye koydu. Grubun yönetmeni Cengiz Sezgin, geçen yıl Viyana’da katıldığı panelde, “önümüzdeki yıl Dersim katliamını sahneye koyacağız’’, demişti. Söyledikleri gibi de yaptılar. Canlar Tiyatro grubu; ”Islah, Tenkil, Sürgün… Dersim” adıyla Dersim katliamını sahnelediği yeni çalışmasıyla Viyana’da ve Linz’de sahne aldı.

Cumhuriyetìn kurulmasından sonra, bütün iktidar ve söz sahiplerinin kendi gibi olmayanı kabul etmeme, öteki gördüğü kişi veya toplumu dışlama politikaları eksik olmadı hiç. Tahammül edilemeyen, ne pahasına olursa olsun “yola getirilecek’’ti! Osmanlı’ya asker vermeyen, kendi yolunu belirleyen, kendi Alevi-Kızılbaş inancını yaşayan Dersimliler bir süre “yola getirilme’’ ve “ıslah’’ uygulamalarına maruz bırakıldı ve ardından katliam ve sürgünde karar kılındı. Sahnelenen, işte bunun hikayesiydi.

Canlar Tiyatrosu, Dersim katliamıyle ilgili önemli ayrıntılar koyuyor ortaya. Her şeyden önce, Dersim’in hem Osmanlı, hem de cumhurriyet döneminde “çıban’’ olarak görülmesinde, bir devamlılık söz konusu. Öte yandan, devletler adına hareket eden katliam uygulayıcılarının akrabalık konumları var. Dersim’i yok etme davası babadan oğulu ve son olarak da damada geçen bir intikam alma operasyonu olarak gerçekleştiriliyor.

Sahnede tanık olduğumuz önemli ve iç parçalayıcı bir gerçek de şu oldu: Bizi yok etmek isteyenler, bunu, ne yapıp edip içimizden birilerini ihanetçi yaparak başarıyor. Yani, Alevî tolumu yüz yıllardan beridir ihanet ruhundan arınamıyor. Bu yüzden, Seyid Rıza’yı gerçekten doğru anlamak önemli. Ne diyor Seyid Rıza: “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu; ama ben de sizin önünüzde eğilmedim, bu da size dert olsun!” Seyid Rıza, gerçekten büyük bir direniş sembolüdür. Yüz yıllara yayılan dik duruşun ve direnişin kilometre taşlarından biridir.

Gösterimin final bölümünde, Seyid Rıza ile oğlunun darağacına giderken sergilediği kendine güven, yaşamları boyunca verdikleri mücadeleden hiçbir taviz vermeyen örnek davranışları müthişti. Babanın oğluna ve oğlun babaya son serzenişleri, izliyenlerin yüreklerini dayanılmaz bir acıya boğdu ve çoğu gözlaşlarını tutamadı.

Her gün daha iyi anlıyoruz ki, sorun sadece Dersim değil. Tarih boyunca Aleviler’i yok etmek isteyenler, her türlü entrikayı deneyegeldi. Ama bugüne kadar, dirliğimizi ve birliğimizi yıkabilmiş değiller. İçimizden çıkıp bize karşı hançerleşenler ise, ruhlarını ve bedenlerini satarak tarihimizde hep birer kara leke olarak kalmışlar, kalacaklardır. Sanırım, bu etkinlikten çıkarabiliceğimiz en büyük ders budur.

.......................................
*AABF Yönetim Kurulu üyesi


DUYURULAR

LİNKLER