MEHMET ALİ ÇANKAYA AABF Genel Başkanı
Avrupa’daki örgütlü Alevileri, Türkiye’den hükümet düzeyinde ilk defa iki bakan ziyaret etti ve görüş alış verişinde bulundu. Basın yayın organlarından takip ettiğiniz gibi, AKP Hükümeti’nin iki üyesi (Başbakan Yardımcısı Kürşat Tüzmen ve Diyanet’ten sorumlu ve aynı zamanda ‘Alevi Çalıştayları’nı organizi ettiren Devlet Bakanı Faruk Çelik) AABK’nın Köln’deki Genel Merkezi’ndeydi. Birçok diğer Avrupa ülkesi federasyonu gibi, Avusturya ABF Genel Başkanı olarak ben de bu görüşmelerde hazır bulundum.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni, dolayısıyla aynı zamanda devleti temsil eden iki bakanın, bizi kendi evimizde ziyaret etmelerini oldukca önemsiyor ve olumlu buluyorum. Avusturya ABF’ye 5. dönemdir Genel Başkanlık yapan biri olarak, örgütlü olarak yapılan çalışmaların ne kadar önem kazandığının altını, bu vesileyle bir kere daha çizmek istiyorum.
Devlet Bakanı Faruk Çelik’le, daha önce Viyana’da da görüşme fırsatım olmuştu. Bakan Çelik, ‘5. Alevi Çalıştayı’ndan sonra Viyana’daydı ve bu başkentteki Türkiye Büyükelçiliği’nde sivil toplum kuruluşlarıyla bir toplantı yapmıştı. Avusturya ABF Genel Başkanı olarak ben de davetliydim. O toplantıda, Bakan Faruk Çelik konuşmasının ‘Alevi Çalıştayları’yla ilgili bölümünde şöyle demişti:
‘‘Cumhuriyet tarihinde ilk defa Kürt, Alevi, Ermeni ve diğer topluluklara, azınlıklara yönelik demokratik açılımlar yapılıyor. Her açılımımızın da üstesinden geleceğiz...’’
Sayın Çelik’in söylediklerine bakıp, Hükümet’in kararlı ve istekli göründüğü söylenebilir. Yine Bakan, o gün sorduğumuz sorulara da oldukça samimi cevaplar vermişti. Özelikle Alevi açılımıyla ilgili değerlendirmeleri, doğrusunu söylemek gerekirse, beni şaşırtmıştı.
Burda bir parantez açıp, Devlet Bakanı Başmüzakereci Egemen Bağış’ın Viyana ziyaretine de değinmek istiyorum. Bakan Bağış da gelenek haline geldiği üzere, Türkiye Büyükelçiliği’nde bir toplantıya çağırmıştı sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini. Devlet yetkililerinin, farklı toplum kesimlerini temsil eden sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerini bir araya toplayıp, Hacı Bektaş Veli sevgisine, Yunus Emre’nin hoşgörüşüne vurgu yapmalarına alışıktık. Fakat bu kez durum biraz farklıydı: Egemen Bağış, büyük ozanımız ve direniş sembolümüz Pir Sultan Abdal’ı selamlamıştı! O zaman da şaşırmıştım. Elbete bunları hükümey ya da devlet yetkililerinden duymak, bizi önce şaşırtıyor, sonra sevindiriyor. Bende alkışlamak da gerek.
Vurgu yapmak istediğim bir nokta da şu: AABK Genel Başkanımız Turgut Öker, Bakanlar ile görüşmede, önemli bir noktayı çok iyi bir şekilde ortaya koydu. Öker, farklı Avrupa ülkelerindeki Alevi örgütlerini temsilen orada bulunan federasyon başkanlarını takdim edip, Türkiye’deki ile Avrupa’daki Alevilerin bir bütün olduğunun altını çizdi. Evet, bunun iyi anlaşılması gerekiyordu.
Fikir alış verisi, sorunlarun en kısa zamanda ve en az mağduriyetle çözülmesi için diyalog zorunludurç Dolayısıyla bu tür çabalar, girişimler önemsenmelidir. Fakat öte yandan, Hükümet’in olaylara farklı bir pencereden baktığını da unutmamak lazım. Bunun en çarpıcı ve can sıkıcı örneğini, Maraş Katliamı sorumlularından birinin de ‘Alevi Çalıştayı’na davet edilmesi olmuştu. Benzer bir olayı, Madımak’ın müze olması talebimiz karşısında yürütülen çalışmalarda yaşadık. Bakan Faruk Çelik, Avrupa’dan döner dönmez Sıvas’a geçti ve bu konuyla ilgili girişimlerini sürdürdü. Sıvas Katliamı’nın azmettiricisi, örgütleyeni olan eski beledeyi başkanı Temel Mollaoğlu, danıştıklarının başında yer aldı.
Böylece biz Aleviler, taleplerimizden birinin sorulduğu adresi öğrenmiş olduk. Kalan taleplerimizin kimlere sorulacağını, merakla bekliyoruz.
|