#
Tarih: 04.08.11

Artık Her Şey Daha Net Gözüküyor

BİNALİ EFE

Biliyorum, yazımı okuyanların bir kısmı hakkımda ferman yazacaklar, hatta yağlı ipi boynuma takıp darağacına yollayacaklar.

Taksınlar vallahi doğru bildiğimi yazarım.

“Efendim, yıllar önce işlenmiş bir cinayeti pişirip, pişirip sofraya getirmenin ne anlamı varmış”

Hep böyle diye, diye bu hallere düşmedik mi?

"Efendim, tam da birimize kenetlenecek zamanda böyle yazılar yazılır mı”?
Yazılır efendim, sen yak, ateşe ver, öldürmek için ant iç, meydanlarda Allah’ın yarattığını Allah adına katlet. Ben sussam da vicdanım haykıracak.

“Efendim PKK, asker ve polisimizi şehit ederken yarayı kaşıyarak kanatmanın ne gereği var”

Var efendim, Senin baban, kardeşin, yeğenin, canından çok sevdiğin yavuklun, can arkadaşın, bir kalleş tarafından öldürülmediyse sen anlamazsın benim acımı ısrarımı, ıstırabımı, benim haykırışım acımdandır bilesin. Sivas ve Başbağlar’katil’i veya katilleri yakalanıp adaletin karşısına çıkarılmadıkça ben sussam da vicdanım haykırmaya devam edecek.

“Efendim, adam Hakkın rahmetine kavuşmuş defin edilmiş Müslümanlığa yakışır mı”?
Yakışır efendim, Müslümanlıkta Allah ın verdiği canı Allah alıyorsa, adam öldürme yasaksa onu saklayan, koruyan da en az onun kadar suçlu değil midir?

Öldürülenlerin sucu ne?
“Efendim, Hakkın huzuruna çıkmış iş bitmiş neden hala karıştırırsın. Ölünün arkasından konuşulur mu”?
Konuşulur efendim, Yüce Allah der ki kul hakkıyla huzuruma gelme. İnanan biri olarak ben bu işin neresindeyim dersem acaba katliamın baş mimarı mı haksız, yoksa ben mi?

“Efendim, İslam olan kin gütmez, nifak tohumu ekmez, şimdi bunların sırası mı”?
Sırası efendim, hem de tam sırası. Aleviler asırlardır Müslüman’ım diye geçinenler tarafından, iftiraya uğrar, aşağılanır, öldürülür, yakılır, baskı ve zulme uğrarlar. Ama asla kin gütmez, hala sabırla hoş görülerini korumaya çalışırlar. Âdeta İslamlıktan uzaklaştırılmak için mücadeleye maruz kalırlar. Bundan bıktık artık, karşı mücadelenin şimdi tam sırası.

“Efendim, kavga çığırtkanlığı yapıyormuşum, yangına körükle gidiyormuşum, pişmiş aşa su katıyormuşum”?
Hadi be… Bu masalı çok duyduk, eskidi artık. Devleti yönetenler, adaleti sağlayanlar acaba bu işin neresindeler?

Katili ben saklamadım, dosyayı ben sumen altı yapmadım, kayırmadım, korumadım, ana yasal düzeni bozmadım,1998 yılına kadar emekli maaşını vermedim, 18 yıldır kırmızı bültenle aranan katil zanlısı Cafer Erçakmak’ı görmemezlikten gelmedim.

Valiliğin yanı başında yaşayan kanun kaçağını bilmemek görmemek, emniyet teşkilatına sıkıntı yaratığı gibi görevi kötüye kullanmaktır, hatta suiistimaldir.
‘Türk polis teşkilatına, siyasiler müdahale etmemiş olsalar her aranan suçlu yirmi dört saatte yakalanarak adalete teslim edilir’ diyen üst düzey görevli bir dostumun sözü hala kulaklarımda çınlamaya devam ediyor.

Hal böyleyken, beni haksız görene Aşk olsun.

Şimdi “Sezar’ın hakkını Sezar’a vermenin tam zamanı, şimdi hak arama zamanı, hak alma, hak verme zamanı”

Bir adım gelin, bin adım gelelim.

Her şeyin şimdi tam sırası, Erçakmak çaktı, dolunay gözüktü.

Artık her şey daha net görünüyor.

 


DUYURULAR

LİNKLER