#
Tarih: 22.09.11

Alevilik’te cenaze töreni veya cenaze erkânı

ALİ RIZA ULUCAN

Değerli canlar, 2011 yılı izni bitti, herkes sağ selamet evlerine döndü. Ben bu yazımda sizinle, Alevilik’te çok önemli bulduğum cenaze töreninin nasıl yapıldığını paylaşmak istiyorum.

Dünyada her toplumun ve topluluğun bir inancı var, bu inançlara uygun olarak da cenaze törenleri yapılmaktadır. Alevi toplumu da inancı gereği gelenek, görenek ve törelerine uygun olarak cenaze törenlerinin gereklerini yerine getirmelidir.

Viyana’da, Ağustos ve Eylül ayında çok canımız Hakk’a yürüdü. Cenaze törenlerine katıldım. Daha önce, Viyana ve çevresindeki cenaze törenlerine de katılmıştım. Her katıldığımda oradan üzülerek ve kahrolarak ayrıldım.

Neden derseniz?

Genellikle cenazelerimiz, Alevi yol ve erkânına göre kaldırılmıyor. “Cenaze töreni” veya “cenaze erkânı” söylenmesi gerekirken, hep “cenaze namazı” deniyor. (“Cenaze namazı”, Sünni kardeşlerimizin kullandığı bir terimdir. Aleviler, “Cenaze töreni” veya “cenaze erkânı” derler.) Cenazeyi kaldıran bazı dede veya hocalar cenazeleri, Sünni İslam’ın şeriatında olduğu gibi, camide kılınan cenaze namazı gibi kaldırıyorlar.

Asimilasyonun böylesi hiçbir yerde görülmemiştir!

Alevilik, zamanla Sünnilik’ten öylesine etkilenmiş ki, binlerce yıldır Alevi edep ve erkânına göre yapılan törenler, tamamen Arap kültürüne ve Arapça okunan dualarla, çekilen tekbirlerle, bu yüce inancın o güzelim özünü tersine çevirmiştir. Buna dur denilmeli!

Aleviler’de Hakk’a yürüyenlerin cenaze törenleri, bazı bölümlerde “düvaz imamlar” okunduktan sonra, “telli Kuranımız” saz eşliğinde deyişler okunarak, ağıtlar yakılarak son yolculuğuna uğurlanır ve defnedilir.

Bu neden böyle oldu dersek?

Aleviler, dinsel inanclarını yüzyıllardır hep gizli yapmışlar. Çünkü her tarafdan Sünni-İslam şeriatıyla kuşatılmışlardır. Hep baskı altında, yasaklarla yaşadıklarından kendi inanç ve ibadetlerini özgürce ve ana dillerinde yapamamışlar.

Özellikle cenaze törenini yapan dedeye veya hocaya, “niye Arapca dua ve Kuran okuyorsunuz, Türkçe okursanız herkes anlar, duygulanır, gerekirse ağlar” dediğimizde, hemen işin kolayına kaçarak, “Arapca kelimelerin çok farklı anlamları var”, diyorlar. Biz de  diyoruz ki, bizim dilimize ve inancımıza uygun olan kelimenin veya cümlenin anlamını seçin, sorun kalmaz. Böylece gerici Arap kültüründen ve  Arapça’dan kurtulmamız sağlanacak, kendi ibadetimizi özüne uygun olarak yerine getireceğiz.

Son yüzyıl, yani Cumhuriyet dönemi, Aleviler için hep yasaklar yüzyılı oldu.

Cumhuriyet döneminde çıkarılan “Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması Yasası”, 30 Kasım 1925 Tarihinde kabul edildi. 13 Aralık 1925 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı bu kanun ile uygulamaya kondu. Bu yasa ile Alevi inancı tamamen yasaklanmıştır. Bu yasayla Alevi inancının özünü oluşturan bütün türbeler, dergah,tekke, ocak, ziyaretler kapatılmış, Aleviler ibabetlerini tamamen gizli yapmak zorunda kalmışlar.

Buna paralel, Sünni-İslam şeriatı, yasayla garanti altına alınmıştır. Bu, “429 Sayılı Kanun”la, “Başvekâlet bütçesi”ne dahil ve “Başvekâlet”e bağlı Diyanet İşleri Reisliği, bugünkü adıyla Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur. Bu yasayla, Sünni-İslam şeriatına bağlı tarikatların, Arapca Kuran Kursları’nın çalışmaları garanti altına alınmıştır. Nerdeyse her sokakda bir Arapca Kuran Kursu ve cami yapımına başlanmıştır. Bütcesi, 9 bakanın bütçesine eşit bir başkanlık kurulmuştur. Bu da yetmiyor, devlet tarafından, camilerin elektirik ve su parası da bizim verdiğimiz vergilerden ödeniyor.

Alevi Toplumu genellikle kırsal kesimde ve köylerde yaşadığı için kısmen de olsa özünü koruyordu. Bölgeler arası bazı ufak tefek farklılıklar var, bunlar Aleviliğin zenginliğidir. 1950’lerden sonra, metropollere göç eden Aleviler, “677 sayılı yasayla’’ asimilasyanla karşı karşıya kaldılar. Bazıları kendi inanclarını korudular, bazıları da komşularına ayıp olmasın diye kendilerini gizleyerek, cenazelerini camide, diğer ibabetlerini de gizli yaparak, bugünki asimilasyona gelindi.

Bundan sonraki arzumuz, cenaze törenini yerine getiren dede veya hoca, yapılan duaları inancımıza uygun olarak, herkesin anlayacağı dilden (Türkce, Kürtce ve Zazaca) okumasıdır. Bu, herkesi derinden etkileyecek ve herkesin dualara tüm kalbleriyle katılmasını sağlayacaktır.
   
Alevi örgütleri bunun için kuruldu. İnanc kurumları bunun için oluşturuldu. Dernekler, federasyonlar ve konfederasyon, Aleviliğin özüne uygun yürütülmesi için vardırlar.    

Eğer bu asimilasyona  karşı bir önlem alınmazsa, Alevi toplumun edep ve erkân kültürü, süreç içerisinde yok olma ile karşı karşıya kalacaktır. Aleviliğin dört bir yandan kuşatılmasına, hep birlikte karşı çıkalım.
Değerli canlar, bundan sonraki bölümde sizlerle şu başlıkları paylaşacağım: 1 - Cenaze törenindeHakk Döşeği (helallık), 2 - Yıkama İşlemi, 3 - Cenaze (meydanı) Töreni, 4 - Mezar (defnetme) Töreni.

 
 Değerli Canlar, yayınlanan makalemde ‘‘Alevilik’te cenaze töreni veya cenaze erkânı’’ bazı dostlarımızın yanlış anlamasına vesile olmuştur. Yazının içeriğinin sorumluluğ tamamen bana aittir. Ben Türkiye’de ve Avrupa’daki  Alevi İnancının ve Kültürünün nasıl  Asimile edildiğine dikkat çektim. Hic kimse lütfen üzrine almasın . Ayrıca bu yazı, Doğduğum yer Dersim’de ve Anadolu coğrafyasında yaşadığım ve yaşanan Aleviliğin özünü yazmaya çalıştım, lütfen bireyler bu yazının kendileri için yazıldığının anlamını çıkarmasın, kesinlikle yanlıştır.

Dostca selamlar !

Ali Rıza Ulucan 

 

 

 

 

 


DUYURULAR

LİNKLER