#
YAZARLAR
AYDIN ŞAFAK |
|
| Gençlerin Türküsüyle ... | |
GÜLBEY KÖSEOĞLU |
|
| Ah Şu Çocuklar! | |
TURAN ESER |
|
| Steiger Awards’a Açık ... | |
| Tarih: 15.01.11 | |
![]() |
Alevîlik’in aydınlık yüzü |
MUHİTTİN EFE Bağlı bulunduğu Avusturya ABF’yi ve bu feferasyonun çatısı altındaki kardeş kurumları bir kenara bırakıp; Avusturya’daki Şiiler ve kendilerin “Liberal Müslümanlar’’ diyen kesimlerin desteğini alarak resmileşme başvurusu yapan, benim de üyeleri arasında bulunduğum Viyana AKB, adını “Avusturya İslam Alevi İnanç Toplumu’’ olarak değiştirmiş bulunuyor. Din İşleri Dairesi, Anayasa Mahkemesi sürecinden sonra, tek bir cümlelik de olsa sırf iki hafta önce başvurduğu için, ülke çapında örgütlü dokuz kurumu temsil eden Avusturya ABF’nin değil de Viyana AKB’nin başvurusunu kabul etti. Böylece tarihte ve dünyada, daha hiç görülmemiş bir şekilde, Alevîlik bir ülkede yasalara ‘İslam Alevî’ tanımıyla geçti. Bu yeni süreçten sonra Viyana AKB de adını değiştirdi, “Avusturya İslam Alevi İnanç Toplumu/İslamische Alevitische Glaubensgemeinschaft- IAGÖ’’ oldu. Öncelikle altını çizmek istediğim nokta şudur: “İslamische Alevitische Glaubensgemeinschaft’’ adının Türkçe çevirisi, “Avusturya İslam Alevî İnanç Toplumu’’ şeklinde yapılmak zorundadır. Ama, IAGÖ’nün açmış olduğu internet sitesine bir göz atarsanız, orada yeni adın Türkçe’ye farklı çevrildiğini göreceksiniz. Alevî adı, İslam adından önce kullanılıyor. Yeni adlandırmaya karşı gösterilen tepkileri, yapılan eleştirileri hafifletme manevrası olsa gerek. Belki, kendilerinin de yeni tanımlamayla ilgili bir mahçubiyet, duydukları bir vicdan azabı bunu yaptırıyordur. İnsan anlamakta zorlanıyor ve inanası gelmiyor! Bir zamanlar bize, “biz mezhep bilmeyiz bizim yolumuz vardır’’ sözünü her fırsatta tekrarlayıp duran kimi dedeler, ne oldu da fikir değiştirdiler? “Maaşlı dede’’, “gri pasaportlu dede’’ olmayı, içlerine nasıl sindiriyorlar? Alevî dünyasında saflar bir kere daha belirginleşiyor. Herkes layık olduğu tarafta kalıyor. Bir tarafta; 32 yıl sonra, Maraş’ta katledilenleri anmaya, şehitlerimizin anısına bir gül bırakmaya, bu tür katliamların bir daha olmaması için katillerin yargılanmasını talep etmeye giden ve İstanbul’a iner inmez gözaltına alınan AABK Genel Başkanı Turgut Öker yer alıyor. Öteki tarafta ise, Turgut Öker’in gözaltına alınmasına şikayeti gerekçe gösterilen Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı (CEM Vakfı) Başkanı İzzettin Doğan var. Doğan, makamını ve bulunduğu konumu korumak için Alevîler’i kullanan kişi olarak tarihteki yerini alacaktır. CEM Vakfı ve Başkanı İzzettin Doğan, Alevi örgütlenmesinin bağımsız demokratik çizgisini bertaraf etmek için devlet ve siyasi iktidarla birlikte hareket etmektedir. Demokratik Alevî hareketi içinde yer alan hiç kimseden bu tür tutum ve davranışlara kayıtsız kalması beklenemez. İhbar edenler, faşistlerle kol kola gezenler, elbette her platformda teşhir edileceklerdir. Geçmişte dökülen Alevî kanlarında rolü, görevi olanları kendine danışman olarak seçme; aynı kişileri (rızalık almadan, barışmadan Alevîler’in kendilerinin bile alınmadığı) cemlerde başköşede oturtma özgürlüğü var da, bunları eleştirme, teşhir etme hakkı yok mu? CEM Vakfı ve Başkanı İzzettin Doğan’ın benzer icraatlarını teşhir etmede, yanlış olan nedir? Doğruları söylemek ne zamandan beri yanlış oldu? CEM Vakfı ve Başkanı İzzettin Doğan’ın yaptıklarına allem kallem edip bir kılıf bulanlar, Alevîler’in tarihleri boyunca gösterdikleri ‘dik duruş’u nasıl ağızlarına alabilirler ki! Birileri unutmuş olabilir ama biz unutmadık: Avrupa ve Türkiye’de Alevîler’in hak ve taleplerinin elde edilmesi için eşit yurttaşlık mitingi düzenlenirken, Alevilerin Yol Tv’sinin bu eylemi canlı yayınladığı saatlerde, Cem Tv’de neyin canlı yayını vardı unuttunuz mu: MHP Kurultayı!.. Yok ama, Alevi örgütlenmesinin bağımsız demokratik çizgisini bertaraf etmek isyenler boşuna çabalıyorlar: 20 yılı aşan bir mücadelenin sonucu, dünyanın en büyük, en saygın örgütü durumuna gelen bir yapılanmanın bireyleri olarak, bundan böyle kimsenin bizi basite almasına müsaade etmeyeceğiz. Bağlı bulunduğu federasyonu, dokuz kardeş kurumu bir kenara bırakıp, Şiiler’le, Liberal Müslümanlar’la birlik kuranlar; şimdi dönüp hangi kardeşlikten söz edebilirler ki? Benim gibi düşünen birçok insan içindeyken bile geçerli üye sayısı 170’te kalan eski Viyana AKB, yeni “Avusturya İslam Alevi İnanç Toplumu’’ nasıl oluyor da kurnazlık, hile ile punduna uydurttuğu bir yasallaşma üzerinden Avusturya’da yaşayan 60 bin Alevî’nin tek temsilcisi olduğunu ilan ediveriyor? Kalan üyelerinden kaçı, eski Viyana AKB’deki dönüşümü destekliyor acaba? Kendi federasyonunu, dokuz kardeş kurumunu bırakıp; Şiiler ve Liberal Müslümanlar’ın pohpohlamalarıyla, Avusturya İslam Örgütü’nün müdahil olmak için canını dişine takan, Avusturya’dakş İslam toplumunun kurtarıcılığına soyunan eski Viyana AKB yönetimine, Avusturya’da yaşayan Alevîler elbette en kısa sürede gereken yanıtı verecektir. Gerekli her türlü yasal ve hukukî olanak kullanılanılarak, kapalı kapıların ardında oynanan tüm oyunlar; tüm Alevî canların, ilerici, demokrat aydın kamuoyunun gözlerinin önüne serilecektir. Öğretimize sahip çıkarak örgütlerimizin çatısı altında tek vücut, uyanık, diri ve çalışkan olmak, her zaman olmazsa olmazlarımız olmalıdır. Hakk-Muhammed-Ali, kimseyi doğru yoldan ayırmasın! | |