#
Tarih: 24.03.11

Alevilerin ”son‘’ seçimi! Öker neden bağımsız aday?

FERAMUZ ACAR

Türkiye’de yine seçimler yaklaşıyor. Fakat Alevilerin fazla seçim yapma olanağı kalmadı…  Yüzyıllardır Alevileri ve Aleviliği yok sayan, fakat onun vergisinden geçinen din-ayetçi zihniyet iktidarını devam ettiriyor.  Aleviler tarihte çok katliamlar gördü. YA-PİR dedi, yandı yakıldı Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 Sivas katliamından sonra, yeniden kendi bağımsız kurumlarını oluşturmaya başladı. Ve 18 yılıdır 12 maddelik taleplerini her fırsatta, her şekilde dile getirdi. Aleviler yıllarca, resmi makamların, siyasi partilerin, bakanların, başbakanların kapısını çaldı, olmadı. Milyonlarca imza topladı, yüz binler sokaklara döküldü, evrensel İNSAN hakları mahkemesine başvurdu, haklı bullundu… Fakat, ne gelmiş geçmiş, ne de var olan AKP iktidarı, Alevilerin haklı, insani taleplerinin hiçbirine cevap vermedi.  Vermeye de niyetli görünmüyor, kendi anlayışını inancını Alevilere zorla dayatıyor.

Alevilerin talepleri ki, hiçbir şekilde tartışma, “İslam içi-dışı’’, azınlık-çoğunluk, siyasi pazarlık, oy konusu olmayan, temel insan hak ve (inanç) özgürlüğünü içeren ve demokratik hukuk devletinin “vatandaşların yasalar önünde eşitlik ilkesi gereği” kendiliğinden tanıyıp vermesi gereken hak ve taleplerdir. Fakat, sözde ileri demokrasi 12 Eylül “çocuğu’’ çoğunluk diktası “faşist/yezit’’ bir zihniyet Alevilerin özgün varlığını taleplerini haklarını resmen tanımak istemiyor.
 
1. Alevilik müstakil bir inanç olarak resmen tanınıp ana/yasal güvence altına alınmadı.

2. Diyanet kurumu (kaldırılıp) özelleştirilip, her inanç kendi giderini kendi karşılayacak hale getirilmedi.

3. 85 yıldır Diyanet’e aktarılan Alevilerin vergi payı, Diyanet’ten alınıp Aleviler/kurumlarına geri verilmedi.

4. Zorunlu din dersleri kaldırılmadı.

5. Cemevlerimize ibadethane statüsü verilmedi.

6. Alevi köy ve mahallelerine, camii yapımı durdurulup, yapılanlar kaldırılmadı.
7. Hacı Bektaş gibi dergâhlarımızın denetimi Alevi kurumlarına, HBV’na verilmedi.

8. Hiçbir Alevi inanç günü, ücretli resmi “bayram” (tatil) ilan edilmedi. 

9. Nüfuz cüzdanlarından din hanesi kaldırılmadı.

10. TC yasa ve uygulamalarında Alevileri rencide eden ayrımcı uygulamalar kaldırılıp eşit haklar tanınmadı.

11. Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi gibi Alevi katliamlarının, gerçek sorumlularından hesap sorulmadı.

12. 33 canımızın, din adına diri diri yakıldığı, Sivas Madımak Oteli halen ibret müzesi yapılmadı.

Aleviler çok acılar çekti, ağır bedeller ödedi, bunlar Alevilerin ödün vermeyeceği, pazarlık etmeyeceği temel haklarıdır. TC kurulduğu günden bu yana söylendiği gibi, TC laik olmadı. Tam tersine sözde laiklik adı altında adım adım şeriata gidiyor.
 
Alevileri çok zorlu günler bekliyor
                                    
Demokratik Alevi kurumlarının 18 yıllık kararlı mücadelesi sonucu, AKP iktidarı sözde “Alevi açılımı/çalıştayı’’ yaptı. Ne yaptı? Alevileri aldattı! AKP 8 yılda Alevilerin taleplerinden, bir tek Madımak Oteli’ni kamulaştırdı, fakat, Alevilerin talebi olan “İbret müzesi’’ yapılmasına hala yanaşmıyor.

Tüm hakları almak için 432 yıl ister, buna ne sabır ne ömür yeter. AKP kendi “Alevi Yez-İtini’’ yaratarak Alevi inanç, kültür, kimlik ve öğretisini yok etmek için Alevileri oyalıyor. Alevilerin inancı, öğretisi, amacı; ezmeden, ezilmeden, ‘dünyada cennet’, insanca mutlu yaşayacağı laik, demokratik bir düzendir. Aleviler yüz yıllardır bunun için mücadele etmiş/ediyor. İnançlarının direği yapıp, darına durdukları Alevi uluları, başlarını göz kırpmadan, bu amaca, bu yola vermiş. Arada dönek, işbirlikçi hınzır paşalar çıksa da, Alevi geleneği bunları yoldan düşürmüştür. Cemlerinde sadece  bu ‘yol’a baş koyanların; Mansur, Nesimi, Fazlı, Hüseyinlerin darına durmuştur. Alevilik yüzyılların asimilasyon baskı ve katliamlarına rağmen varlığını sürdürmüş. Ve gerektiğinde son seçim olarak “ya Şah’’, “Alim ne yatarsın günlerin geldi’’ deyip, sitemi Zülfikarı haksızlıklara karşı çekmesini de bilmiştir.

Bugün dünyada durum: Başını ABD’nin çektiği global, liberal, muhafazakar, kapitalist, emperyalist hakim güçler, başta din, “her türlü böl parçala yönet, sömürüye davam et’’, politikalarını sürdürüyor. Bazen zorlansalar da halen istediği, işine geldiği gibi atlarını oynatıyorlar.

Türkiye’de durum: Osmanlının çöküşü ile verilen bağımsızlık ve kurtuluş savaşının ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti, kısa sürede onu oluşturan asli unsurlardan Alevileri, Kürtleri dışlamış; 1925-40’lı yılların milliyetçi ve devletçi akımından etkilenip, “Ne Mutlu Türk-İslam’’ tek tip insan deyip, Diyanet İşleri Başkanlığı ile devletleştirdiği Sünni İslam’ı topluma dayatmaya başlamıştır. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra bağımsızlığını satıp NATO-ABD güdümüne girmiştir. “Düşmanımın düşmanı dostumdur’’ mantığı ile Afganistan’da Osama bin Ladin’leri destekleyen ABD, Türkiye’de sözde “ılımlı’’ İslamcıları desteklemiş, bu süreci daha da hızlandırılmıştır. 12 Eylül faşist askeri darbesi ve onun getirdiği zorunlu din derslerinin sonucu, bugün sözde darbecilere karşı görünen, fakat dün darbeci Kenan Evren’e “cennetlik” diyen F. Gülen, A. Gül, Taliban Tayyipler, demokrasiyi araç olarak kullanıp iktidar olmuştur. Ve son Anayasa referandumunda, Alevilerin katline fetva yazan zihniyetle gurur duyduğunu ilan edip, okyanus ötesine, “dön gel artık Gül”üm deyip, ABD’ye “son’’ teşekkür mesajlarını göndermiştir.

ABD ve yandaş emperyalist güçlerin amacı bellidir: Her ne olursa olsun serbest sermeye, serbest sömürüye dayalı ekonomik siyasi çıkarlarını tüm dünyada korumak, hakim kılmak. AKP’nin nihai amacı ise Allah-Kuran-Peygamber adına İslam şeriatını, İslami sermayeyi “Yeni Osmanlı’’ Türk İslam İmparatorluğu’nu tüm dünyaya hakim kılmak. “Ilımlı- İslam’’ın demokrasi treninden inip, şeriat devesine bineceği istasyon artık görünüyor. Görünen köy kılavuz istemez! Bunlar bazıları için abartı gibi gelebilir, fakat biraz abartı da anlayışı kolaylaştırır. 

2007 genel seçimleri öncesinde Ankara’da toplanan Alevi Bektaşi Meclisi’nde, Alevilerin varlığını, kimliğini tanımak istemeyen TBMM’deki “siyasetsizler’’e karşı, Alevilerin yoğun yaşadığı 30-40 ilde bağımsız Alevi adaylar göstermesi gündeme geldi. Fakat o zaman teknik olarak bağımsız aday göstermeye geç kalındığı için, isteyen istediği yerden aday olup meclise girmeye çalışsın dendi. Ve ileriki seçimlere, farklı kimliklerin özgürce kardeşçe eşitçe birarada yaşayacağı bir Türkiye için en geniş demokrasi sol güçlerin birliği için çalışılması kararı alındı. Geçen 4 yıl içinde Alevi kurumları bu yönde çalıştı, fakat AKP iktidarını devirecek istenilen geniş güç birliği ne yazık ki sağlandı diyemeyiz. 

Bugün gelinen noktada, Alevi kurumlarının Alevilerin yoğun yaşadığı 30-40 bölgede bağımsız Alevi adaylar göstermeyi, oy kaybına neden olup, genelde AKP’nin işine yarar diye gündemine bile almadı.

AABK, neden Turgut Öker’i bağımsız aday gösterdi?

Her toplumsal kurum gibi Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) da globalleşen, küçülen her şeyin birbirini etkilediği dünya, Avrupa, Türkiye ekseninde Alevilerin durumunu değerlendirip, Genel Başkanı Turgut Öker’i Türkiye’deki 12 Haziran Genel Seçimleri’nde İstanbul 1. Bölge’den bağımsız aday gösterme kararı aldı.

Bir inanç/kanaat önderi olarak AABK/AABF Genel Başkanı Turgut Öker’in TBMM’ye bağımsız aday gösterilmesinin, Alevi toplum/kurumları ve Türkiye’deki siyasi parti ve gruplar arasında tartışma, polemik, dedikodular yaratacağını bekliyorduk. Fakat, AKP’nin CHP’yi vurmak için Turgut Öker’i bağımsız aday gösterdiği veya Turgut Öker’in CHP’den ileri bir sırada aday gösterilmek için ‘baskı’ amaçlı bağımsız adaylığını açıkladığı, CHP’ye geçeceği veya Kılıçdaroğlu’na karşı olunduğu için bağımsız aday gösterildiği vs. gibi saçma sapan iddiaları, yorumları doğrusu şahsen ben beklemiyordum.  

Turgut Öker bağımsız aday, çünkü Avrupa’da yaşayan 4 milyon Türkiyeli var (1 milyonu Alevi kökenli) ve çoğunluğu halen TC vatandaşı veya Türkiye ile ailevi, ticari vs ilişkileri sürüyor. Fakat TBMM’de temsil edilmiyorlar. Avrupa Birliği’ne girmeye çalışan TC hükümetlerinin Avrupa’daki Türkiyeli göçmen işçilere yönelik her alanda uyguladığı veya uygulamadığı politikalar Avrupa’daki göçmenleri ve Alevileri de yakından ilgilendiriyor.

Avrupa ve Türkiye Alevi kurumları, 2 Temmuz 1993’ten bu yana, 18 yıldır Alevilerin talepleri, Alevi inancının TC’de resmi inanç olarak tanıması, yasal haklarının verilmesi için kararlı bir mücadele verdi. Fakat maalesef, ne eski iktidarlar, ne de 8 yıldır AKP iktidarı bu taleplerin hiçbirine olumlu bir yanıt vermedi. Meclisteki diğer partiler de pek farklı değil. Çünkü Aleviler laiklik istiyor, zorunlu Diyanet’in, zorunlu din derslerinin devlet işi olmaktan çıkarılmasını istiyor.

Tüm partiler, “dinci oyları kaybederim” korkusuyla, Diyanet’in kamu kurumu olmaktan çıkarılıp özeleştirilmesine yanaşmıyor. Bu da yetmez gibi aile imamlığı başlatılıyor. Bu yüzden Aleviler üzerindeki baskı ve asimilasyon “devlet-din-ayet’’ eliyle artırılarak sürdürülüyor. Türkiye’de sorun başörtüsü değil, “baş belası Diyanet’tir’’. AKP, kaldırmak istemiyor. CHP, kurduğu Diyanet’i kaldıracak mı?

AKP iktidarı “ılımlı -Türk-İslam” adı altında, Türkiye’de sağ, liberal kapitalist,Türkçü, İslamcı vs muhafazakar Sünni çoğunluğu oluşturan çevreleri bünyesinde toplamış, ve 12 Eylül dikta rejimine sivil bir kılıf (‘türban’) geçirmiş, 50 yıldır din/diyanet üzerinden kemikleşen bir oy tabanı ile AKP önümüzdeki seçimde yine tek başına iktidarı garantilemiş görünüyor. 

Kendi açılamalarına göre, bugün mecliste grubu olan tüm partiler ve CHP tek başına iktidarı hedeflediklerini açıladı. Çok partili sisteme geçişten, 1950 yıllarından bu yana CHP; Alevilerin, Kürtlerin ve en geniş emekçi kesimlerin oylarını aldığı “ortanın solu’’, Ecevit döneminde bile tek başına iktidar olamamış, Erbakan’la koalisyon kurmak zorunda kalmıştır. Kaldı ki bugün Kürt oyları CHP’den, CHP de Kürt oylara AKP’den daha uzaktır. Aleviler ve parça pülük olmuş aydın, sol güçler hiç fire vermeden CHP’ye oy verse bile, CHP’nin tek başına iktidar olması hayal olmasa da, güncel durumda çok zor görünüyor. Özellikle Kılıçdaroğlun’dan dolayı ve AKP’ye karşı bir cephe oluşturmak için Aleviler bu seçimlerde de büyük oranda CHPye oy verecek. Eğer CHP bu süreçte kendini yenileyemezse bu seçimler, CHP ile Alevilerin son tangosu olacaktır.  Bugüne kadar Alevilerin % 85 oyunu alan CHP, 85 yıldır eylem, söylem ve programlarında Alevilerin haklı taleplerine yer vermedi. Sünni muhafazakâr kesimden oy koparabilmek veya var olanı kaybetmemek için, her mahalleye Kuran kursu önerdi, türbanlara rozet taktı. CHP, “AKP gibi bir dini parti” (CHP= Alevi Partisi) görünümü vermemek için mi, seçimler öncesi ve sonrasında da, açıktan Alevilerin haklı taleplerini savunmayacak. Tek başına iktidar olsa bile, iktidarı kaybederim korkusuna, tüm partilerin desteğini almadan, Alevilerin haklı taleplerini yerine getirmeyecektir. Bu durum CHP’nin de, oradan aday seçilen Alevi canların da elini, konu, dilini bağlayacaktır.

“Parti başkanımız Alevi kökenli bununla yetinin’’ denilip, bugünden Alevilerin dili bağlandı. CHP’ye katılan Tunceli bağımsız milletvekili Kamer Genç bile artık mecliste özgürce konuşamıyor. Bugün seçim sürecinde ve seçimden sonra mecliste Alevilerin taleplerinin bağımsız ve kararlı bir şekilde dile getirmeye, Alevilerin sokakta verdiği/vereceği mücadeleyi mecliste yükselmeye ihtiyaç olacaktır. Turgut Öker, bağımsız milletvekili olarak bunu yapabilir. Turgut Öker, Alevilerin haklı taleplerini TBMM’de, siyasi partilerden bağımsız olarak dile getirmek amacıyla, AABK’den rızalık almıştır. Bu nedenle de AABK ve AABF başkanlığından istifa etmesine de gerek görülmemiştir.

Avrupa’da Alevi kurumları belirli bir düzeye gelmiştir, bulundukları ülkelerde yasal statü ve haklar almıştır. Aleviler Avrupa’da birçok şehir ve ülke meclislerinde temsil edilmektedir. AABK, Türkiye’deki mücadeleye destek amaçlı, gönderebileceği en iyi adayını, genel başkanını aday göstermiştir.

Turgut Öker, neden CHP’den değil de bağımsız aday oluyor? 

AABK ve Turgut Öker, Kılıçdaroğlu’na karşı mı? Bağımsız aday olması AKP’nin işine yarar, neden oy bölüyor vs. eleştirileri geliyor. Bunlar yersiz eleştirilerdir. Bir inanç toplumu/kitle örgütü AABK başkanı olarak Turgut Öker’in bağımsız aday olması, Alevilerin inançlarını herhangi bir partiye ipotek etmemeleri ve Kılıçdaroğlu/CHP’nin, AKP gibi bir dini parti görünümü vermemesi ve olmaması, hem prensip, hem de taktik olarak doğrudur. Kılıçdaroğlu, tüm halkın başbakanlığını hedeflemelidir. Kendisinin yaptığı son açıklamalarda, bu yöndedir “din ve milliyeti’’ öne çıkaran bir başbakan ve parti olmayacağız. Alevilerin, Kürtlerin diğer azınlıkların, temel hakları verilmek kaydıyla, bu doğru bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın bir anlam kazanması için, CHP’nin “Ne Mutlu Türküm’’ Türk milliyetçiliğinden uzaklaşması, kendi kurduğu Diyanet’i devlet kurumu olmaktan çıkarması ‘özeleştirmesi’ gerekir. 

Alevilerin bugüne kadar % 90 oranında ne yöne (sosyal demokrat sola) oy verdiği de bellidir. Fakat Alevi oyları ne CHP’yi ne de başka bir partiyi tek başına iktidara taşımaya yetmez. CHP kurmayları, oy artırmak için türbanlara rozet takmayı da, kepçe ile aşure dağıtmayı da bıraksın, Diyanet’i devlet kurumu olmaktan çıkarsın, emekçi halkın taleplerine ve Kürt sorununa adil demokratik barışçıl bir çözüm üretmeye baksın.

Avrupalı göçmen ve genelde Avrupa’daki Türkiye’deki Alevileri temsilen, bir kişinin bağımsız olarak TBMM’de çıkıp direk Alevilerin taleplerini (partiler üstü) bağımsız özgürce savunması, CHP için de, diğer partiler için de, Aleviler için de en doğru olanıdır. Turgut Öker’in bağımsız adaylığı ve alacağı oy, ne Kılıçdaroğlu/CHP’nin, ne sol/sosyalist, ne de demokratik Kürt oyları böler veya karşısındadır, tam tersi. CHP’nin bir milletvekili az veya fazla çıkarması, ne CHP’yi batırır, ne de tek başına iktidar yapar.

Alevilerin taleplerine “evet” demek şartıyla, “Kılıçdaroğlu mu yoksa, Erdogan mı başbakan olacak”, oylaması gündeme geldiğinde, AABK’nin/Turgut Öker’in oyu bellidir. Bu nedenle bazı CHP’lilerin veya Alevilerin Turgut Ökeri’n bağımsız adaylığına ve Alevilerin taleplerini bağımsız olarak dile getirmesine tepki göstermesi yersizdir. CHP’nin ve bu tür yaklaşımlarda olanların, Alevilerin taleplerine, laiklik eşitlik istemine, inanç özgürlüğüne yeteri kadar duyarlı olmadığını gösterir. AABK’nin/Turgut Öker’in, Kılıçdaroğlu’na karşı olduğu vs söylentileri saçmadır. Kılıçdaroğlu CHP başkanı seçildiğinde, AABK kurultayı (Turgut Öker) basın açıklaması yaparak, Kılıçdaroğlu’nun başkanlığını kutladı, Alevi kimliğinden dolayı kendine gelebilecek her türlü saldırıya karşı yanında olacağını açıkladı. Kılıçdaroğlu öncülüğünde CHP’nin eski çizgisinden uzaklaşıp, laik, demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir Türkiye için, var olan Alevi, Kürt ve azınlıklar sorununa, işçi ve emekçilerin haklarına sahip çıkan, evrensel sol, sosyal demokrat bir partiye dönüşmesini umduğunu dile getirdi. Türkiye’de hep Sünni kökenli başbakan olacak değil ya, bir de Alevi kökenli başbakan görmek istediğimizi belirttik. 

Sırf aşırı Türk milliyetçiliğine (Kürt düşmanlığına) dayanan MHP’nin iktidar olması, veya istikrarlı bir koalisyon ortağı olması mümkün görünmüyor, oy bakımında MHP en iyi ihtimalle yerinde sayacaktır. Demokratik Kürt Hareketi, BDP kendi Kürt milli kimliği açısından, olanakları ölçüsünde kararlı  bir mücadele yürütüyor. Fakat yerine göre haklı da olsa, birincil amaç olarak “milliyet’’/Kürt kimliğini öne çıkarıyor. TC var olan “çoğunluk’’, TÜRK- İslam diktası, AKP iktidarının, yalancı meme, “din kardeşliği’’ ve şahsi çıkarlarla Kürt oyları bölmesi, 12 Eylül’ün anti demokratik seçim sistemi, % 10 ülke barajı vs BDP’nin daha da güçlenmesini engelliyor. İçinde en çok Alevi kökenli milletvekili olan BDP de önümüzdeki seçimde ilerleyecek, fakat tek başına iktidar olması hayal görünüyor.  Ne yazık ki TBMM’deki diğer partilerin, BDP ile seçim ittifakı ve ortak hükümet kurmaktan kendilerini baştan dışlamaları, TC’de tek tip insan TÜRK-İSLAM zihniyetinin, halen çoğulcu demokrasi ve insan haklarının önünde engel olarak durduğunu gösteriyor.. Umarız seçim sürecinde ve sonrasında bu tavır değişir. 

Demokrasi çoğunluk diktası değil, azınlık haklarının korunması ve yasal güvence altına alınmasıdır. Aleviler bugüne kadar laikliği savundu, din inançların siyaset ve devlet dışında özel hayatta özgür yaşanmasını savundu. Sözde TC laiktir dendi, fakat TC hiçbir zaman laik olmadı. Aleviler din üzerinden, siyaset yapmaktan kaçındı ve kaçınıyor. Fakat son dönemde devletin, toplumun daha da dincileştirilmesi, Alevileri üzerinde asimilasyonu giderek artırıyor. Bir inanç toplumu olarak Aleviler, her alanda, haklı talepleri ve laik, eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir Türkiye için, bütün partilere toplumsal baskı yaparak, mücadelesini mümkün olduğunca bağımsız bir şekilde yükseltmek zorunda. Bu mücadeleyi bağımsız olarak yükseltmek için, Meclis’e (Turgut Öker) can geliyor! 


DUYURULAR

LİNKLER