#
Tarih: 12.02.12

Ak sakallı,beyaz elbiseli,Bozatlı Hızır

ALİ RIZA ULUCAN

Hızır, günümüzde geniş bir coğrafyada yaşıyan Alevi Toplumunun inancında var olan vaz geçilmez bir uludur. Hızır Alevi Toplumunda dara düşenlerin, ezilenlerin, dağda ve  ormanda yolunu kaybedenlerin, karda tipiye tutulanların, suda boğulmak üzere olanların,  hastaların, fakirlerin, kimsesiz ve yetimlerin imdadına yetisen ortak bir isimdir. Hızır Alevilerde, kimi zaman bir melek, kimi zaman bir Peygamber, kimi zaman bir tanrı gibi kurtarıcı ve koruyucudur “yetiş imdadıma ya Hızır” diyerek rahata, Huzura ve korunacağına inanılır ve ölümsüzdür. İnsanlara anında yardımcı olması için yanıbaşımızda, Allahın bir temsilcisidir.

Hızır toplumsal yaşamda hak, adalet ve güvencenin de semboli olmuştur. Andolu insanının inancında, Hızır bazen ak sakallı bir dede, bazen beyaz elbiseli bir melek, bazende boz ata binmiş bir dede olarak herkesin yardımına koşar. Hızır yerdemi, göktemi, tenesüf ettiğimiz havadamı, karadamı, denizdemi fark etmez her zaman her yerde hazır ve nazırdır.

HIZIR ORUCU

Aleviler Anadolu coğrafyasında kırsal kesimde dağınık yaşarlar. Acımasız doğa koşulları, Alevilerin inancında belirgin rol oynamıştır. Önceden yaşadığım Dersim bölgesinde, hızır orucu Ocak ayının ortasında veya son haftasında başlar, Şubat ayının ikinci haftasının sonunda sonlanırdı.

Uzun sürmesinin sebebleri: Kırsal kesimlerde çok dağınık yaşamaları, acımasız doğa koşulları, aşiretlerin durumu ve dedelerin yetişmemeleridir. Hızır Cemi ve Hızır kurbanı bazı yerlerde aşiretlerin durumuna göre bazı yerlerde de köy ve mezrelerin yerleşik durumuna göre zamanlama ayarlanırdı. Bu günlerde inanılmaz efsaneler canlandırılır ve uygulanırdı. Ben kendim’de bir zat bu duyguları yaşadım, katıldım ve uyguladım.

Hızır Orucunda üç gün oruc tutulduktan sonra, perşembeyi cumaya bağlayan gece kurban kesilir, lokma pişirilir ve cem bağlanır. Cem bağlanan eve bütün kapı komşular davet edilir, bütün aileler lokma pişirerek, dilek dileyerek ceme katılırlardı. Cemler çok coşkulu ve maneviyat yüklü olarak sonlanırdı. Bütün insanlar, kadın, erkek, genç ve çocuk herkes ağlıyarak Allah nezdinde Hızırı çağırır dilek dilerlerdi. Cem bittikden sonra herkes sakinleşir ve huzura kavuşurdu. Cem’i bağlayan dede’ye herkes sorular sorardı, rüyasında kendilerine hayırlı bir rüya görüp gürmediğini sorarlardı. Dede bazılarına iyi bazılarınada zor görünüyor veya bir kurban kes diyordu. Daha sonra herkes birbirleri ile niyaz olur otururlardı. Pişirilen lokmalar getirilir,dede dua verir, yemek yiyilirdi. Sonra herkes huzur içinde evlerine giderdi. Yatma sırasında evin genç kızları, genç erkekleri ve gelinleri dedenin yastığının veya yatağının bir kenarının altına kendilerine ait bir eşyayı (mendil, eşarp) gizlice koyarak  dilek dilerlerdi. Ertesi sabah bazen Dede gördüğü rüyayı anlatırdı, bazen de dilek dileyenler mahcup bir şekilde Dede“nin huzuruna çıkarak kendisi için bir Rüya görüp görmediğini sorarlardı (bu soruyu genelde Anneler veya Babalar sorardı). Dede bir şey görmiş ise anlatırdı, görmemiş ise de güzel şeyler anlatarak insanlara moral ve huzur verirdi. Bütün bu güzellikler Hızır ayında ve Cemde yaşanırken, buna paralel olarak,bireysel ve duygusal güzellikler de yaşanırdı.

Örnek olarak: Evin genç kızları ve genç delikanlıları, lokma olarak pişirilen, bavukoların yanına küçük lokmaları koyarak pişirirler. Daha sonra bu lokmaları dışarda evin çatısına ve yüksek yerlere koyarak beklemede dururlardı. Oradan gelip geçen Kuşlar bu lokmayı alıp hangi yöne götürürlerse o genc o tarafta birisi ile evleneceğine inanılır. Eğer kuşlar, gençlerin sevdiklerinin olduğu yöne lokmayı götürürse büyük bir mutluluk ve huzur yaşanırdı. Benimkisi de bu yönde sonuçlandı. Ayrıca gençler hızır orucu tuttukları günde çok tuzlu yemekler yiyerek, su içmezlerdi, gece rüyasında kim su verirse onunla evleneceğine inanılırdı. Eğer sevdiklerinin elinden su içerlerse çok mutlu olurlardı. Başka bölgelerde yaşıyan Aleviler de bazı farklılıklar olabilir, bu bizim Kültürümüzün zenginliğidir. Hızır’ımızın güzelliklerini,efsanalarini anlatmakla bitiremeyiz. Hızırı anlatan iki dörtlikle Aşk olalım.

Not: Cem’deki rüya dede’ye ayan olan anlamındadır.


  YETİŞ YA HIZIR

         Hızır sen dert ve gamların melhemisin
         Denizlerin deryaların
         Keleklerin gemilerin
         Göllerin ırmakların
         Köprü ve çetin geçitlerin başısın, kılavuzusun
         Hızır beklenmedik anın misafiridir
         Dumanlı-tufanlı günün kavuşanıdır
         Hızır çığırını/izini kapatma tez yetiş, sakın geç kalma

 

 

 


DUYURULAR

LİNKLER