#
Tarih: 07.06.10

Ağır bedeller ödeyen Aleviler ne istiyor?

GÜLBEY
KÖSEOĞLU*


Türkiye'de devletin yanlış tutumu nedeniyle biz Aleviler ağır bedeller ödedik. Sırf inanç ve ibadetimiz farklı diye, baskı ve zulme karşıyız diye, zalime karşı mazlumdan yanayız diye, yüzyıllardır devam eden hakaret, yoksayılma, yokedilme gibi uygulamalara tabi tutulduk ve hala tutulmaktayız. Geçmişte Muaviye, Yezit zihniyeti ve devamında Osmanlı”da olduğu gibi, kuruluşunda ecdatlarımızın canla başla mücadele ederek, bedeller ödediği Cumhuriyet döneminde de Aleviler”e yönelik haksız ve yersiz uygulamalar hız kesmiş değil.

Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da katledildik. Sivas'ta 35 sanatçı ve aydınımız yakıldı, Gazi'de insanlarımız kurşunlandı. Aşağılandık, kamuişlerinde üst düzey görevlere alınmadık, en basit işlere girmek için kimliğimizi gizlemek zorunda kaldık, Ramazan Orucu tutmadığımız için yaralandık, öldürüldük, ‘ötekiler’ denilerek dışlandık, farklı inançtan olduğumuz için fişlendik, çirkin iftiralara maruz kaldık. Köylerimize zorla cami yapıldı, Sünni imamlar aracılığı ile hiç anlamadığımız dilde ezanlar dinlemek zorunda kaldık ve hâlâ dinlemek zorunda kalıyoruz. Çocuklarımız zorunlu din dersleri ile asimilasyona tabi tutulmaya devam ediyor, ödediğimiz vergiler bize saldırı ve iftira olarak geri dönüyor. 20 milyon Alevi ve Alevi inancı yoksayılıyor, inkar ediliyor, ibadet yerimiz olan cemevimiz kabul edilmiyor.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen, Türkiye’yi yöneten AKP hükümetinin kendilerine muhalif olan herkesi ‘hakkaniyetsiz’ ve  kötü niyetli olarak değerlendirmesi aymazlıktır. Hiçbir şey olmamış ya da olmuyormuş gibi bir davranış sergilememizin beklenmesi iyi niyet olmaz, olsa olsa şaşkınlık, aptallık olur. Hele hele toplumun tamamının Sünnî İslamî usullere göre yaşamaya alıştırıldığı şu günlerde; ezan sesiyle yatıp, ezan sesiyle kalkmak, inançla ilgili bir durum sözkonusu olduğunda başörtüsü takmak, doğru ve dürüst yaşam tarzıymış gibi gösterilmeye çalışıldığı ve bu duruma herkesin her gün biraz daha alıştırıldığı, kendisi gibi düşünmeyenlerin Ergenekoncu diye soruşturmaya alındığı, cuma namazına gitmeyenlerin işten kovulduğu, iş mülakatlarında insanların besmeleye tabi tutulduğu şu günlerde iyi niyetli nasıl olunursa biz de olalım.

Sonuç olarak; yukarıda sıralanan olumsuzluklar, farklı şekillerde, farklı yerlerde, farklı zaman ve boyutlarda olup, biz Aleviler’e uygulanan haksız, keyfi ve insanlık dışı uygulamalardır. Bu haksız ve keyfi uygulamaların sadece Aleviler’e değil, hiç kimseye uygulanmasını doğru bulmuyor ve karşı olduğumuzu bildiriyoruz. Buna bağlı olarak; özelde Alevi taleplerimizi aşağıda sıralarken, genelde insanî olmayan uygulamalara maruz kalan mazlumlardan yana taraf olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.

En başta, Alevilik’in bir inanç kurumu olarak kabul edilmesi ve her alanda yasalarca güvence altına alınması olmak üzere, Alevilerin talepleri çok açık. İşte başlıcaları:

- Zorunlu din dersine son verilmeli.
- Resmi olarak cemevleri ibadet yeri olarak kabul edilmelidir.
- Nüfus cüzdanlarına din hanesi olmamalı.
- Yasalar ve uygulanmasında eşitlik sağlanmalıdır.
- Din ve ahlak dersleri zorunluluktan çıkarılarak, seçmeli ders haline getirilmelidir.
- Alevi yerleşim bölgelerine cami yapılmasına son verilmelidir.
- Hacı Bektaş Dergahı ve diğer Alevi büyüklerine ait dergahlar, Turizm Bakanlığı'ndan alınarak Alevi kuruluşlarının idaresine verilmelidir.
- Sivas Madımak Oteli Utanç Müzesine dönüştürülmelidir
- Devlet bünyesindeki Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilmelidir.

 

-------------------------------------------------------

*AABF Genel Sekreteri (Türkçe Basım Sorumlusu)


DUYURULAR

LİNKLER