#
YAZARLAR
AYDIN ŞAFAK |
|
| Gençlerin Türküsüyle ... | |
GÜLBEY KÖSEOĞLU |
|
| Ah Şu Çocuklar! | |
TURAN ESER |
|
| Steiger Awards’a Açık ... | |
| Tarih: 20.01.11 | |
![]() |
‘72 millete bir nazarda bakmak’ |
ZEYNEP ARSLAN Bu sayfada, ‘Konuk Yazar’ köşesinde, son zamanlarda yazıların artmış olması oldukça sevindirici. Son gelişmelerden ne kadar da rahatsız olduklarını belirtiyor insanlar. Bunu yaparken toplumun dikkatini iyiye, doğruya ve başından beri belli olan asıl amacımıza çekmek istiyorlar. Evet, gelinmek istenen konum belli, ancak o aşamaya gelinecek yol, yordam karmaşık. Tabii o kadar çok birbiriyle uğraştı ki bazılarımız, “gelinmek istenen noktaya elbirliği ile en iyi şekilde nasıl gelinebilir‘‘, sorusuna kafa yormaya fırsat bulamadı. Asıl bu soruya kafa yormak, çalışmak anlamına gelirdi. Oysa ki biz uzun süredir birbirimizle uğraşarak, dönüp dolaşıp ayni yere geliyoruz ve bakıyoruz ki geldiğimiz aynı nokta harap olmuş. Bir tur daha atıyoruz sonra, bakıyoruz ki iyice berbat olmuş. Ve bugün, aynı dairede koşmaya devam ediyoruz. Büyük ihtimalle ona da onay verecektir mahkeme. Eğer öyle olmazsa, bir sonraki aşama Avrupa İnsan Haklari Mahkemesi olacaktır. Uzun bir hukukî ve siyasal tartışma süreci başlayabilir. Ki burada, önemli bir ayrıntı var: Eğer, “Alevî İslam‘‘ veya “İslam Alevî‘‘ savunucularının başvuruları Avusturya Anayasa Mahkemesi‘nde mevcut sonuca getirilmeseydi, bu grubun AHİM’e çıkacağı, Avusturya hukukcuları tarafından bekleniyordu. Bu yüzden, bu mevcut başvurunun kabulü ile Avusturya düzeyinde sorun hukukî olarak şimdilik hallolmuş görünüyor. Çünkü bu grup, Avusturya Anayasası’ndaki “İslam Yasası’’nı sorguluyordu aynı zamanda. Ancak şimdilerde “Alevî İslam‘‘ veya “İslam Alevî‘‘ savunucularının yapmadığını, (yukarıda yazılanlara bağlı olarak), tanımlamanın sadece “Alevî inancı’’ olmasını savunanlar yapacaktır. Anlayacağınız, işler iyice karışabilir. Avusturya‘daki “İslam Yasası’’ ne kadar adil? Kimleri kapsar? Ne yapılmalı? Nasıl değiştirilmeli?.. Avusturya kamuoyunun bu gelişmelerden, ne denli memnun kalacağını siz tahmin edin. Şu günlerde, Alevîler’i takip eden kimi Avusturyalılar, artık bıyık altından gülmekten homurdanma evresine geçebilirler. Bu da entegrasyon tartışmalarına yeni bir boyut kazandırır ve bu tartışma büyüyerek devam edebilir. Bunu mu elde etmek istiyorduk biz? Hasan Aslan, yıkıcı eleştirileri almış kaleme. Yazı yazarak ve yayımlayarak bizler de eleşitiriyoruz ve ortak amacımız şudur: Yanlış gidişata “dur‘‘ demek! Bu gidişata nacizane ayna tutabilmek. Aslan, şunları yazmış: “Toplantılarda nedense aklı selim insanlardan çok vitrine oynayanlar boy gösterir. Üç-beş ay sonra bir arpa boyu yol alınamayınca ise hemen suçlu aranır ve kolaylıkla da bulunur.’’ Kanımca bu sayfaya yazı yazan bizler, vitrine oynayamayan kişiler safına düşmekteyiz. Aslan, “Herkes düzene uyar, alkışlar alır başını gider. Ne kadar çıngar çıkarırsan o kadar alkış alırsın! Abartılı alkışlar, yeni yanlışlara sürükler insanı’’, diye de devam etmiş. Evet, her insan evladı vitrine oynayamıyor. Aynı zamanda nedendir, toplum doğruyu söyleyenleri değil, çıngar çıkaranları alkışlamayı yeğliyor. Şimdilerde, eskiden farklı yerlerde olan, farklı siyasî çalışmalar içerisinde bulunan kişiler, oralarda musluktan akan su (sadece maddi anlamda kastetmiyorum) kesilince, Alevîler’in arasında ön sıralarda boy gösteriyor. Yine, asıl işleri farklı kulvarlarda olan insanların, damdan düşercesine bir de toplumsal siyasete soyunmaları da cabası! Bütün bu olup bitenlerin karşısında eleştiren, fikir beyan eden, sorgulayan, düşünen insanlar değil, alışılagelenleri ve toz pembe hikâyeleri duymak isteyen insanlar yetiştiriliyor yaşadığımız mevcut düzende. Herkes kendi bireysel yaşam kavgasını sürdürmeye mahkûm durumda. Dolayısıyla toplumu da bu anlamda suçlamak degildir niyetim. Demokratik toplum hareketi sabır ister, zaman ister, bilgi edinmek ister, kararlılık ve bilinç ister. Mevcut sistem o kadar yoruyor ki insanları, basit olanı yapmak daha kolay gelebiliyor belki de. Biligili bilgisiz çıngar çıkarmak gibi mesela. Televizyon programlarında topluma aşılanan da bundan farklı değil nasılsa. Ancak şu kadarını belirterek yazıma son vermek istiyorum: Enternasyonel bir biçimde, “72 millete bir nazarda bakmak’’tan bahsederiz. Saygı, hoşgörü ve sevgiden bahsederiz. Yüzyıllarca sustuk ve birden konuşmaya başladık. Daha şunun şurasında kaç zaman oldu konuşmaya başlayalı? Bir baktık ki daha kendi içimizdeki fikir ayrılıklarına tahammülümüz yok! Hal böyleyken, 72 millete nasıl bir nazarda bakarız? Bu da ayrı bir merak konusu! Bu durum, düzen insanlarının bıkmadan, yılmadan ve ısrarla, hatta üstüne basa basa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti‘nin ne kadar demokratik ve nasıl kusursuz bir hukuk devleti olduğunu savunmalarına benziyor. | |